Rosaceae-Gülgiller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rosaceae-Gülgiller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2009

Türkmen Güzeli

çalı

Türkmen Güzeli, nam'ı diğer Japon Ayvası (Chaenomeles japonica) ile bu yörede tanıştım. Kışın son demlerinde, her yer şakır şakır yağan yağmurdan sırılsıklam, gökyüzünün griliği ise artık kasvetin en koyusuna yol açmışken birden hiç alakasız bir yerde, kocaman bir çalı nar çiçeği renginde çiçekleriyle ilkbaharın tüm o renk cümbüşü içinde ovaya hakim olacağı günleri müjdeliyordu sanki. Narin, canlı, kırılgan, parlak... (O kadar ki nedense fotoğraf makinem bir türlü kabul edemiyor.
Japon ayvası tıpkı yakın akrabası, bildiğimiz şu ayva gibi gülgillerden (Rosaceae) ama bu ailenin diğer fertlerinin aksine hiç de nazlı değil. Hastalanmıyor, böcekleri de yanına yaklaştırmıyor, en azından bizim bahçede. Söylentilere göre dona, hava kirliliğine karşı da aynı şekilde çok dayanıklıymış.
Bu kadar erken açan her bitkide olduğu gibi Türkmen güzelini de ancak çiçekler geçince budamak gerekiyor, o da meyve vermesi istenmiyorsa. Aslında en iyisi kendi haline bırakmak. Çünkü çiçekli hali ne kadar gösterişliyse yapraklı hali o kadar sıradan. Alt tarafı hafif dikenli bir çalı diyesi geliyor insanın. Sonra meyveler olgunlaşıyor. Mini ayvalar, sarı sarı... Ve bu ayvalar yapraklar döküldüğünde bile sarı sarı parlamaya devam ediyor, çok soğuk geçmeyen tüm kış boyunca. Tabii ayvalar yenmiyor. Reçeli yapılabiliyormuş ama...
Bu yürede Türkmen güzeli diye niye adlandırılıyor, bilmem ama anavatanı olarak Doğu Asya gösteriliyor, Çin, Japonya ve Kore.
Bonsai adaylarım arasında Türkmen güzeli de var.
Bitkinin genelde bilinen türü dışında, bodur, yayılıcı özellikteki Chaenomeles speciosa isimli bir kardeşi de varmış.

01 Haziran 2007

Ayva

Ağaç

Ayva çiçek açmış, yaz mı gelecek...
Gülgiller ailesinden olup da ayva kadar güzel çiçek açan var mıdır? Yolda ne zaman görsem, durup hayran hayran seyrederdim. Neyse ki bu sene bizim bahçedeki ayva biraz büyüdü de komşuların ayvalarına daha az bakar oldum. Bu yıl ayvamız çiçeklenmekle kalmadı, meyveye de durdu. Meyvelerin dallarda duruş şekli diğer ağaçlardakinden farklı. Dal ucunda beliren küçük bir top giderek şişiyor. Sanki bir borunun ucundan üflenerek şekillenen camdan bir şişe gibi.
Gülgillerden olup da en az gül kadar güzel çiçekler açar da güller gibi nazenin olmazsa olur mu? Meyve ağaçlarıyla bu yüzden aram bozuk zaten. Elma da armut da, erik de kaysı ve şeftali de... Hepsi gülgillerden, dolayısıyla bahar geçip de yapraklar çıkmaya başladıktan bir süre sonra, hele bir yaz yağmurunun ardından ya da hava sıcak ve aşırı rutubetliyse yapraklar hastalanıveriyor. Yeşil yapraklar kızarıyor, ortalık yangın yerine dönüyor, sanki sonbahar gelmiş gibi... Zehir atmama konusunda kararlı olduğumdan elimdeki tek ilacı kullanıyorum. Bordo bulamacı. Bir de arap sabunlu ispirto. Ağaçlar büyük ben küçük olduğumdan 'zararlılar' bana direniyor. Çünkü diğer bitkileri ilaçladığım rahatlıkta ağaçlara yetişemiyorum. Buna rağmen yetişen meyvelerde ise kurtççuklar bana selam duruyor. Çaresiz bu konuda da kalan sağlar bizimdir diyorum.
Ayva (Cydonia oblonga) Anadolu kökenli, buradan Avrupa'ya, dolayısıyla Amerika'ya yayılmış. Her türlü toprakta rahatça yetişebiliyor, dona dayanıklı. Sarı meyveleri Eylülden itibaren toplanıyor. Yaprakları boya ve kozmetik sanayiinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. 'Ayvayı yemek' tabiri kolayca mideye oturma özelliğinden yerleşmiş olsa gerek. Bu yüzden çiğ olarak tüketilmesinden daha çok reçel, jel, marmelat ve meyve suyu olarak değerlendirilir.
Ayva tatlısı ve reçeli tarifleri internetten rahatça bulunabilir. Ben kaynanamdan aldığım tarifle küçük küçük doğrayıp önce bir haşlıyorum. Sonra şekerini atıp en son da limonunu koyuyorum. En önemli püf noktası çekirdekleri de birlikte kaynatmak. O zaman hafif jöleli bir reçel elde ediliyor. Elma ve ayva çekirdeklerinin katılaştırma özelliğinden bu yıl daha çok yararlanmak için bol bol biriktirip kurutacağım. Bakalım o zaman da aynı işi görecek mi?

AYVA, PEK ÇOK HASTALIĞA ŞİFADIR

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, ayva yemenin büyük yararları olduğunu belirti.
Meyvesinde pektin, tanen, şeker, organik asit, A ve C vitamini ve mineral tuzlardan bol miktarda bulunduğunu, tohumlarında ise yüzde 14-18 oranında tutkal maddeler, yüzde 16-20 oranında yağ, tanen, renkli maddeler ve yüksek oranda protein, az miktarda amygdalin ve emülsin olduğunu belirten Prof. Dr. Karadeniz, ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, böbrek, göz, bağırsak, ağız rahatsızlıkları ve adet kanamalarına oldukça faydalı olduğunu dile getirdi.
Prof.Dr. Karadeniz, ayvanın yararlarını şöyle açıklıyor:
"Meyvelerinden hazırlanan şurup ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir. Ayva meyveleri kalbe kuvvet verir ve rahatlatır. Kalpteki sıkıntıyı, çarpıntıyı ve ağız kokusunu giderir. Harareti ve ishali keser. Hazımsızlığı giderir, mideyi ve bağırsağı kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Vücudun gelişmesine yardım eder. Ayva damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir, tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar. Yapraklarının çayı kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.
Meyvesinden yapılan reçel, sindirim sistemi rahatsızlıklarında tedavi edici olarak görev üstlenmekte, cinsel arzuyu kuvvetlendirmektedir. Tereyağında pişirilen ayva; nefes yolu hastalıklarına, müzmin öksürüğe, bronşite ve tüberküloz hastalığına iyi gelmektedir. Ayva çiçeği bal ile macun yapılıp yutulursa, baş ağrısını keser. Ayva çiçeği kaynatılıp içilirse, kalp çarpıntısını keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü artırır. Ayva kokusu kalp ve dimağı kuvvetlendirir. Ayva hoşafı yaşlıların ayaklarının tutukluk yapmasını giderir. Ayva varise karşı iyidir, yorgunluğu, bitkinliği giderir."
Ayva hoşafının ağız yaralarına, akciğer veremine iyi geldiğini, gece uyurken ağızdan salya gelmesini önlediğini de belirten Prof.Dr. Karadeniz, şöyle devam ediyor:
"Yaprağı kaynatılıp içilirse ishali keser. Ayva yaprağı kaynatılır, suyu ile gargara yapılır, pişmiş yaprakları ile de lapa yapılıp boğaza konursa boğaz ağrısını ve şişliğini giderir. Burun kanamasını önlemek için buruna ayva suyu çekilmelidir. Ayva suyu aşırı adet kanamasını önler, bağırsak kanamalarını keser, dizanteriye karşı çok faydalıdır. Doğumu kolaylaştırmak için ayva suyu ve ayva çekirdeği kaynatılıp içilmelidir.
Ayva kabuğu veya ayva çekirdeği kaynatılıp içilirse, idrar yolu iltihaplarına iyi gelir. Ayva suyu iştah açar, böbrek ve sidik torbası iltihaplarını iyileştirir. Grip ve nezle olanlar bol bol yemelidirler. Ayva suyu vücudu terletmek için çok etkilidir. Ayva böbrek zafiyetine, mide zafiyetine, karaciğer zafiyetine, mide bulantısına, deniz tutmasına, mide gevşemesi ve mide düşmesine, çok faydalıdır. Pişirilmiş ayva iyi gelir.
Ayva suyu vesveseye ve mide ülserine iyi gelmekte, dimağı kuvvetlendirmektedir. Göz beyazı, göz kapak ve kirpiklerinin iltihaplanmasında ayva yaprağı kaynatılıp soğutulduktan sonra gözler günde birkaç kez yıkanır. Ayva meyvesi üzerindeki tüyler kanayan yere konursa kanamayı durdurur. Beyaz akıntıya karşı ayva yaprağı kaynatılıp aç karnına içilmeli ve haricen yıkanılmalıdır. Ağız içi yaraları ve boğaz iltihapları için kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurup gargara olarak kullanılırsa şifa verir."
Ayva'da Hastalık ve Zararlı
Ayvanın en önemli hastalıklarından biri olan Ateş Yanıklığı yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarının en tahripkar hastalığıdır. Kışı durgun halde bulaşık ağaçlardaki kanser yaralarında geçiren hastalık etmeni, vejetasyonun başlamasıyla birlikte faaliyete geçer; yüksek rutubet ve 18-24° C sıcaklıkla birlikte ilk enfeksiyonlarına başlar. Uygun koşullarda hastalığın günlük ilerleme hızı 10-20 cm'yi bulur. Bahçede bulunan hastalıklı bir ağaç kısa bir süre sonra tüm bahçenin hastalanıp kurumasına neden olur. Hastalık, çiçek demetlerinin solması ve kararması ile başlar, genç sürgün ve yapraklar sararıp, yanmış bir görüntü alır. Hastalıklı dallar kışın durgun dönemde, yanık bölgenin 20 cm altından kesilip yakılmalı, makas her kesimden sonra dezenfekte edilmeli ve hastalığın görüldüğü bölgeden damızlık getirilmemelidir. Kışın ağaçlar budandıktan ve gözler kabardıktan sonra olmak üzere iki kere % 2'lik bordo bulamacı ile ve çiçekten sonra % 0,4'lük hazır bakırlı bir ilaçla ilaçlanmalıdır. Eğer hastalık devam ediyorsa, bu ilaçlama 3-4. kez tekrarlanmalıdır.
Ayva ağaçlanndaki en önemli zararlı ise iç kurdudur. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde zarar % 60, hatta % 100' e kadar çıkabilmektedir. İç kurdu yılda 2-3 döl verir. Kışı ağaç kabukları altında veya topraktaki kalıntılar altında olgun larva halinde geçirirler. Mücadelede en önemli husus, her döle ait larva çıkışı süresince ağaçları ilaçlı bulundurarak yumurtadan çıkan larvaları meyve içine girmeden öldürmektir. İlk larva çıkışını belirlemek çok önemlidir. Kesin saptama için tuzak bant yöntemi uygulanır. İlk larva çıkışı görüldüğünde ise birinci ilaçlama yapılır. Diğer döl çıkışları da aynı yöntemle saptandıktan sonra 1-2 ilaçlama daha yapılır.

24 Ağustos 2006

Fragaria x ananassa

Yer Örtücü


Başlığa bakıp egzotik bir meyve sanılmasın. Çilek böyle karışık bir isme sahip. Cezayir menekşesinden sonra gördüğüm en çılgın yer örtücü. Bir fide dikiyorsun, başını başka tarafa çeviriyorsun, dönüp tekrar baktığında... çilek her yanı sarmış. Sonra vakti gelip de küçük beyaz çiçekler kırmızı meyvelere dönüştüğünde çatlayana kadar yiyorsun.
Asitli toprak severmiş (en güzel çam türü ağaçların altında gelişiyor), su severmiş... Bazı hilelerim de var. Çilek sıralarının arasına patates ekiyorum, çilekleri büyütüyor. Ayrıca sarmısak, prasa ve de kadife çiçeği (Tagetes). Kışları aralara bakla da ekiyorum ama ilk yıl hata yapıp baklalar olgunlaşana kadar bekledim. Çevresindeki çilekler onun altında kalıp fazla büyüyemedi (hoş, baklalar sökülür sökülmez diğerleriyle arasındaki farki kısa sürede kapatmadı da değil). Maydanoz, nane ve tabii özellikle de lavanta. Bütün bu bitkiler sümüklü böcekten yaprak bitine, bir sürü böceğin çilekler arasına yayılmasını engelliyor. Kaplumbağaları tabii hiçbir şey engelleyemiyor, çileğe bayılıyorlar. Yaprakları tank gibi gövdeleriyle ezmeseler daha iyi olur tabii ama...
Çilek sıraları arasına başka şey ekmediğim zamanlar gazete kağıdı ya da kalın koliler koyup üstünü de talaşla örtüyorum, böylece ayrık ot sorunum da olmuyor. Bazıları doğrudan siyah naylonlar üzerine ekiyor. Benim yöntemim daha ucuz, ayrıca bu arada alttaki toprak da dinlenirken rahatça besleniyor.
Çilekleri yaz sounda temizliyorum, yani attığı kolların bir sürüsünü kesip alıyorum (başka yerlere ekmek üzere). Bazılarının ise anasını söküp yavrularını bırakıyorum. Sonra elime bir bahçe makası alıp toprağın üstünde kalan bütün yaprakları kesiyorum. Bu, benim gençleştirme yöntemim. Sonra bütün kış boyunca onları unutuyorum. Mevsim geldiğinde tek yapmam gereken talaş takviyesi, böylece oluşan meyvelerin toprakla temasının önüne geçilmiş oluyor. Toprak ve su eşittir çürümüş çilek demek.
Çilekli yoğurt, çilek reçeli, çilek marmelatı bu yıl soframızdan hiç eksilmedi. Dondurması ise çok az yapıldı.
Çileğin gülgillerin (Rosaceae) Rosoideae alt ailesine mensup olup Rosales takımının bir parçası olduğunu belirttikten sonra sözü uzmanına bırakalım:



1. GİRİŞ
Çilek, hem sanayiye elverişli hem de taze olarak tüketilebilen çok lezzetli ve hoş kokulu bir meyve türüdür. Bol miktarda A, B, C vitaminleri, kalsiyum, demir ve fosfor gibi mineral maddeler içerir. Çilek taze olarak sofrada yararlanılmasının yanında çileğin pastası, reçeli, marmelatı, kompostosu, dondurma, şıra, şarap, şampanya ile likörü de yapılmaktadır. Çilek tüketici tarafından arzulanan bir meyve olduğu için derin dondurma yoluyla uzun süre saklanarak tüketilebilir.
Çilek bol çeşitli ekolojik şartlarda yüksek verim ve kalite gösteren çeşitlerinin ortaya çıkarılmasından sonra, büyük bir gelişme ve günümüzde bir çok ülkede ekonomik bir öneme sahip olmuştur. Köklerin % 90'ı toprağın 15'lik derinliğinde bulunur. Bir çilek çeşidinde ne kadar fazla yaprak var ise, o kadar fazla çilek salkımı oluşacak demektir.
Çeşide ve çevre şartlarına bağlı olarak, ana bitkiden kollarla (Stolon) 100'ün üzerinde yavru bitki oluşabilir. Döllenmeden sonra, döllenmiş çekirdeğin etrafındaki etli kısım büyümeye başlamaktadır. Çilek tanelerinin şekli yetiştikleri iklim şartlarına ve çeşide göre değişiklik gösterebilmektedir.
Çilekte tanelerin sertlik durumu pazarlama açısından önemlidir. Çiftçiler için pazar ve endüstriye uygun sert çeşitler avantajlıdır.


2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

2.1 İklim isteği
Çilek dünya üzerinde birbirinden çok farklı bölgelerde ve ekolojik şartlarda yetiştirilebilmektedir. Yıllık yağış 250 mm olan çöl alanlarında sulamak suretiyle, 3500 m yükseklikteki alanlarda, soğukların -45 oC'lere kadar düştüğü yerlerin yanında, yarı tropik yerlerde; yaz aylarında kuzey kutbuna yakın yerlerdeki devamlı aydınlık bölgelerden, 12 saatlik aydınlanmaya sahip Ekvatordaki bölgelere kadar birbirinden farklı çok ekstrem yerlerde yetişebilmektedir.

2.2 Toprak isteği
Çilek genel olarak derin, verimli, iyi drene edilmiş nem tutma kapasitesi yüksek topraklarda iyi gelişir ve bol ürün verir, en iyi toprak kumlu-killi milli ve süzek topraklardır. Allüviyal humuslu tınlı topraklarda da iyi gelişir. Kireçli toprakları sevmez, asit toprak ister. pH 6.5 dan az olmalıdır.


3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Çilek Çoğaltma Metodları
Çilek fidelerinin üretimi 5 yolla yapılmaktadır. Bunlar tohumdan , kollardan, toprakaltı gövdesini ayırarak, yaprak çeşitlerinden ve doku kültürleri yolu ile fide elde edilebilmektedir.

Tohumdan fide elde edilmesi pratikte fazla kullanılmaz. Daha çok ıslah amacı için kullanılır. Kollardan fide elde edilmesi, bir çilek bitkisinin boğaz kısmındaki yaprak koltuklarından çıkan kollardan (stolon) elde edilir. Bu kollar toprak yüzüne yatık olarak büyüyen ve boğumlarının her birinde yeni bir bitki meydana getiren özelleşmiş bir gövdedir. Yaprak koltuklarından çıkan kolların boğumlarında bitkicikler oluşurlar ve bu boğumların toprağa değdiği yerde bu bitkicikler çok kolaylıkla yeni kökler meydana getirerek, ana fideye benzer yeni fideler elde edilmesini sağlar.

Toprakaltı gövdesini ayırarak fide elde edilmesi, bir kaç gövdeden oluşan çileğin ana gövdesinden bu gövdeleri ayırmak suretiyle olur. Her ana bitkiden 4-5 fide elde etmek mümkündür.

Bitkilerin süratle çoğaltılması gerekiyorsa yaprak çeliklerinden fide elde edilmesi yöntem kullanılır. Genç ve orta yaşlı yapraklar, yaprak kınları ile alınıp 2 cm kadar iki yerden çizilerek dikilir. Yaprak çelikleri tarladan alındıktan sonra ıslak çuvallara sarılarak seraya getirilmeli ve dikimden evvel su içerisinde muhafaza edilmelidir.

Doku kültürü yolu ile fide elde edilmesi ise, hücre, doku veya organların bitkilerden ayrılarak yapay bir besin ortamı üzerinde steril şartlarda yetiştirilmesidir.

3.2 Bölge İçin Önerilebilecek Çeşitler
Aliso, Tiago, Yalova-110, Yalova-125 Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü tarafından bölge için önerilen çeşitlerdir.
GAP/BKİB'nin Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda 1989-1996 yılları arasında yaptırmış olduğu denemeler sonucunda verim ve kalite özellikleri bakımından Cruz, Chandler, Tufts, Vista, Pocahontas, Dorit ve Oslo Grande çeşitleri bölge için uygun çeşitler olarak belirlenmiştir.

3.3 Çilek Bahçesinin Kurulması
3.3.1 Toprak Hazırlığı
Çilek bahçesi tesis edilecek yerin toprağı önce bol hayvan gübresi ile gübrelenmeli ve derince sürülmelidir. Hayvan gübresi yoksa yeşil gübre uygulanmalıdır. Dekara 2-4 ton yanmış ahır gübresi uygulanabilir. Ahır gübresindeki sap ve samanların kolayca çürümesi için dekara 40-50 kg Amonyum sülfat veya amonyum nitrat ilave edilmelidir. Sürümden sonra sıkıştırmayan bir merdane ile bastırılmalıdır. Aynı yerde tekrar çilek dikimi yapılacaksa o zaman toprakta fümigasyon yapılmalıdır.

3.3.2 Dikim Zamanı
Dikim için hazırlanmış parsellere, daha önceki bölümlerde belirtildiği şekilde çoğaltılmış çilek fideleri getirildiğinde dikim için tüm hazırlıklar tamamlanmış olur.
Çilek yetiştiriciliğinde erken ürün elde etmenin yanında geç ürün elde etmede oldukça önemlidir. Fide dikimi kış, ilkbahar ve yaz dikimi olmak üzere üç şekilde yapılabilmektedir. Sonbaharda, soğuklama olmadan dikim yapılan bitkilerde en uygun kış dikim tarihlerinin Kasım-Aralık ayı olduğu; yaz dikiminin ise dinlenmeye giren, hava şartlarına bağlı olarak sonbaharda sökülüp, soğuk depolarda soğuklatılarak saklanan "Fide bitki" olarak adlandırılan fidelerle yapılır. Bölgemiz için çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar ve yaz dikimi uygulamaları daha başarılı bulunmuştur. İlkbahar dikimi nisan ayının son iki haftasında, yaz dikimi ise Temmuz ayının son haftasında yapılır.
Ayrıca Cruz çeşidinin öteki çeşitlere göre daha erkenci olduğu belirlenirken yaz ve ilkbahar dikimlerinin, kış dikiminden daha erken ürün verdikleri saptanmıştır.

3.3.3 Fidelerin Dikimi
Bitkiler plastik torbalar içerisinde değillerse, köklerini nemli tutmalı, fakat asla ıslak bir ortamda bırakmamalıdır. Yapraklar su içinde tutulmamalı, bitkiler araziye ıslak çuvallarla kaplanmış sepetlerle götürülmelidir.
Fideler dikilirken kök boğazı kısmı (taç gövdesinin orta noktası) toprak yüzeyi ile aynı seviyede olmalıdır. Fidelerin çok derin veya kökleri açıkta kalacak şekilde yüzlek dikilmeleri zararlıdır.
Dikim için sökülen fidelerin uzun kökleri varsa dikimden önce 8-10 cm'den kesilmelidir.
Fidelerde fazla yaprak varsa bitki üzerinde genç olanlarında 2-3 adeti bırakılarak diğerlerini yaprak saplarından uzaklaştırmak tutum oranını artırır.
Küçük alanlarda yapılan dikimlerde sadece iki kişi bir bel yardımı ile dikimi rahatlıkla yapabilir. Bunların birisi bel ile çukur açar, diğeri fideyi çukura yerleştirir. Bel kullanan kişi, çukurun hemen yanında beli tekrar köklerin üzerine doğru bastırır ve kök bölgesini toprak ile iyice sıkıştırır. Burada dikkat edilecek husus kök bölgesinde bir hava boşluğunun kalmasıdır. Bu nedenle fide diken kişi, elleriyle veya ayağı ile fidenin etrafındaki toprağı bastırarak sıkıştırması gerekir.

3.3.4 Çilek Dikim Sistemleri
Çilek fideleri çeşitli sistemlerde dikilebilir.

1. Düz arazi üzerine dikim : Burada fideler değişik aralık ve mesafelerde sıralar halinde dikilir. Uzun meyve saplı çeşitlerde meyvelerin toprağa temas edip kirlenmemesi için toprak yüzüne çavdar veya buğday sapı serilir. Bu sistemde sulamanın yağmurlama ile yapılması daha uygundur.

2. Sedde üzerine dikim : En uygun dikim şeklidir. Çilek dikilecek tarlanın yüzü düzeltilir, karık açma pulluğu ile karıklar açılır. Karıklar arasında kalan sedde kısmının üzeri iyice düzeltilir, karık kenarları sıkıca bastırılarak sulama sırasında seddelerin bozulması önlenir. Çift sıra dikimlerde seddeler arası 100-120 cm tek sıralı dikimlerde ise 50-60 cm olabilir.

3. Ocakvari dikim : Toprak iyice işlendikten sonra çeşitli aralık ve mesafelerle hafif tümsekler yapılır ve fideler bu tümseklere ocak sisteminde dikilirler.

4. Plastik örtüler üzerinde dikim : Sedde usulü dikimin aynısıdır. Yalnız burada seddelerin üzeri plastik örtülerle kaplıdır. Plastiğin serilmesi için önce seddelerin üstü temizlenip düzlenerek hafifçe bastırılmalıdır. Süzgeçli kovalarla sulandıktan sonra seddelerin üstü plastikle kaplanır. Karık tabanlarına tel veya ince plastik örtüler sıkıca tutturulur, plast
iğin üzerinde fidelerin dikileceği yerler işaretlenerek yuvarlakça kesilir ve plantuvar yardımı ile toprağa dikilir. Bu suretle bitkinin kökleri toprakta plastik örtünün altında yaprak çiçek ve meyveleri plastik örtünün üstünde büyür ve gelişir, sulama yapılırken yaprak ve meyveler ıslanmaz, hastalıksız, çamursuz ve kusursuz meyveler elde edilir.
Plastik örtünün çok önemli bir faydası da, siyah plastik kullanılırsa, güneş ışığını geçirmediğinden örtünün altında yabani otların gelişmemesidir. Bu suretle yabancı ot mücadelesi kolaylaymış olur. Plastik örtünün diğer bir yararı da güneş ışınlarını toplaması ve bitkiye uygun daha sıcak bir ortam yaratmasıdır. Bu suretle plastik örtü üzerinde yetiştirilen çilekler, örtüsüz olarak yetiştirilenlerden bir hafta kadar daha önce açar, meyvelerini erken olgunlaştırır ve daha fazla ürün verir. Ancak plastiğin pahalı olması nedeniyle maliyet hesaplarının iyi yapılması, karlı oluyorsa kullanılması tavsiye edilir.

3.3.5 Fide Dikim Aralığı
Çilek bitkilerinin dikim aralıkları, dikim şekillerine toprak karakterlerine, çilek çeşidi, gübreleme ve sulama durumuna göre değişmektedir. Bir çilek bitkisi dikildiği yerde bir kaç yıl arka arkaya kalabileceği için bitkinin yararlanabileceği toprak alanını iyi hesap etmek gerekir. Çilek tarımının elle veya makina ile yapılması da verilecek aralık ve mesafeye etki eder.
Bölgede, yapılan çalışmalara göre, bitkiler; 60 cm genişliğinde-30 cm yüksekliğinde hazırlanan seddelere sıra arası ve üzeri 30 x 30 cm olacak şekilde üçgen dikim sistemine göre dikimleri yapılabilir.

3.4 Bakımı

3.4.1 Toprak İşlemesi
Çilek bahçelerinde toprak işlemesi; dikimden hemen sonra yabancı otların temizlenmesi sulamadan sonra çapalama, gübrelemeden sonra gübrenin toprağa karıştırılması işlemlerinden ibarettir. Bahçenin bakımındaki en önemli iş yabancı otların temizlenmesidir. İlkbaharda yabancı otlar köklerinden sökülmeli ve bahçe temizlenmelidir. Tesisin ilk yılında genç fidelerin zarar görmemesi için çapa çok itinalı yapılmalıdır. Ot temizleme işlemi küçük alanlarda genellikle bağ bıçkılarıyla veya elle yapılır. Daha ileri safhalarda çapa yardımı ile otlar alınır. Yabancı otla mücadele için tesisten evvel derin bir işleme veya toprağı iyice işlemeyi gerektiren bir çapa bitkisi veya yeşil gübre bitkileri ekilmelidir. Yabancı ot gelişmesini engellemenin en iyi yollarından birisi de seddelerin (tahta) üzerlerinin siyah plastikle kaplanmasıdır.
Yabancı otlarla mücadelede Venzar, Tenoran, Betanal, Gesatop (Simazin) ve Gramoxone gibi ilaçlar kullanılabilir.

3.4.2 Gübreleme
Organik maddeleri zengin topraklarda gübreleme genellikle önemli artışlar sağlamaz. Ancak diğer topraklarda gübreleme yapılmasında fayda vardır. Ayrıca gübreler meyve iriliğini artırmakta, bu da çoğu kez meyve kalitesini düşürmektedir. Azotlu gübrenin çiçek tomurcuğu oluşumundan evvel verilmesi, alınacak ürün miktarını artırmakta ancak, vejetatif gelişmenin durmasına kadar büyümeyi teşvik etmektedir. Azot vermenin en büyük etkisi ilkbaharda ve yazın yaprak ve stolon gelişmesi üzerine olmaktadır. Fide yetiştiriciliğinde stolon sayısını, dolayısıyla genç bitki sayısını artırmak için çilek bitkilerine haziran ve temmuz aylarında azotlu gübre verilmelidir.
Çileklerde 8-10 kg/da saf azot verilmesi uygundur. Azotun hepsini birden sonbaharda vermek sadece siyah örtü üzerinde yapılan yetiştiricilikte tavsiye edilir. Diğer şekilde ise azotu iki seferde vermek de mümkündür. Bu durumda şubat - mart aylarında verilebilir.
Fosfor, meyvenin dayanıklılığı ve renk oluşumuna olumlu etki yapar, kök gelişimini artırır. Yıllık olarak dekara 6-8 kg P2O5 vermek yeterlidir. Süperfosfat cinsinden toprağa bir seferde uygulanır.

3.4.3 Sulama
Çilek meyve oluşumunda olgunlaşmaya kadar geçen dönemde suya karşı hassastır. Sulama, meyve iriliği ve kalitesi ile o yılki ürün ortalamasına etki eder.
Dikim zamanında fidelerin çabuk ve sağlıklı büyümesi için sulamaya dikkat etmek gerekir. Çiçeklenme sırasında yağmur yağması arzu edilmez, yağış hem tozlanmayı engeller hem de meyve olgunlaşmaya başladıktan sonra yağarsa meyve yumuşar, leke yapar ve çürümeyi kolaylaştırır. Yağmurlama sulama ve yağış ile toprağın sıçrayarak meyvelere zarar vermemesi için sıralar arasına ve bitkilerin altına değişik malç malzemesi serilebilir.
Sulama dikim sistemlerine göre değişik metodlarla yapılabilir. Bunlar karık, yağmurlama ve damla sulama yöntemleridir. Karık sulamada, karıklara verilerek su taşarak sedde üzerindeki bitkilerle temas etmemelidir. Plastik örtülerle kaplanmış çileklerle karık sulama başarı ile uygulanabilir. Düz arazilerde ve ocakvari dikilmiş çileklerde ise damla sulama daha uygundur. Ayrıca çiçeklenme zamanı dikkatli olunarak yağmurlama sulama metodu da uygulanabilir.
Bölgemizin sıcak, kurak ve nisbi nemin düşük olduğu göz önüne alınırsa çilek özellikle ilkbahar ve yaz aylarında mutlaka sulanmalıdır. Dikimi tamamlanan çileklere can suyu verilerek köklenmeleri sağlanır ve metodu seçildikten sonra gerektiğinde sulama yapılır. Kışı bu şekilde geçiren bitkiler ilkbahar ve yaz aylarında sulanır. Bu nedenle karık sulamada ilkbaharda yağış olmadığı durumlarda haftada bir sulama yapılmalıdır. Damla sulama günlük buharlaşmaya bağlı olarak düşük debi ve su miktarlarında günlük sulama yapılabileceği gibi 3-4 günde bir de sulama yapılır. Hasat bittikten sonra belirtilen sulama aralığı genişletilmelidir.

3.4.4 Mücadele
Çiçeklerde rastlanan en fazla yaprak hastalıkları kırmızı leke hastalığı, beyaz leke hastalığı, çilek mildiyösü ve solgunluk sayılabilir. Meyve çürüklük ve hastalıkları olarak Botrytis (esmer çürüklük) en yaygın olanıdır. Kök zararlıları olarak nematod ve dana burnu başta gelir.
Hastalık ve zararlılarla mücadele çilek meyveleri toplandıktan sonra yapılmalı, daha önce yapılması zorunluluğu varsa, ilaçlamadan sonra en az 4-5 gün çilek toplanmamalıdır.
Kök boğazı ve yapraklara musallat olan zararlı ve hastalıklarla mücadele için, hasattan sonra çilek bitkilerinin tepeleri kesilmeli yeni yaprakları alınmalıdır. Yaprakların kesilip toplanarak yakılması bu hastalık ve zararlıların yayılmasını kısmen önler.

3.4.5 Kolların (Stolonların) Kesilmesi
Meyve örtüsü için çilek yetiştiriciliği yapıldığı valüt kolların gelişmesi arzu edilmez. Bu nedenle kolların kesilmesi çileklerin dikim sistemlerine göre farklı olur. Sıra usulü dikimde istenilen bitki miktarı elde edilinceye kadar kolların köklenmesine izin verilir.
Aralıkların düzgün olması için yine kolların bir kısmının kesilmesi gerekir. Kolların kesilmesi için keskin çapa kullanılmalıdır. Hiç bir zaman kollar çekilerek koparılmamalıdır.

3.4.6 Çileklerin Dondan Korunması
Kışın sıcaklığı 8-10 oC'nin altına düşen yerlerde, çilek bahçelerinin soğuktan zarar görmemesi için korunması gerekir. Bunun için en pratik yol, çilek sıralarının arası ve üzeri, buğday, çavdar sapı ve samanı ile yaklaşık 5-10 cm kalınlığında örtülür. İlkbaharda yeni yaprak gelişmesinin başlaması ile birlikte bitkilerin üzerindeki malç kaldırılmalıdır. Dondan korumak için sisleme ve yağmurlama sulamada kullanılabilir.

3.4.7 Bahçelerinin Yenilenmesi
Bir çilek bahçesinden 2-3 yıl, hatta daha fazla süre ürün almak mümkündür. Verimden düşmüş çilek bahçesinin yenilenmesi bir kaç şekilde yapılır.
Sıraları daraltmak: Bu usulde birinci yıl ürünü alındıktan sonra sıraların bir veya iki kenarından bir çapa pulluğu geçirilerek bir kısım ana bitkilerle onlardan oluşmuş kollar seçilmiş olur.
Sıra üzerinde seyreltme: Sıra üzerinde çok sıklaşmış olan kolları ve ana bitkileri seyreltmektir. Seyreltme ile çok yaşlanmış, kurumuş bitkilerde çok sıklaşmış olan kollar çıkarılır.
Tamamen söküp yenileme: İyi bir bakımla 3 yıl ürün alınabilir. Ancak bir ürün alındıktan sonra da bahçeler tamamen bozulabilir. Yeni fideler yardımı ile dikim yapılarak bahçe yenilenmiş olur.
Son yıllarda her yıl dikim yapılması önerilmektedir. Böylece bol ve kaliteli ürün alınmaktadır.

02 Haziran 2006

Eriobotrya japonica _ Yeni Dünya

Ağaç



Yeni Dünya da tabii ki çoğu yenilebilir meyve gibi gülgiller (Rosaceae) ailesine mensup, hem de elma, armut, ayva gibi meyvelerle aynı alt bölümde (Maloideae). Şeftali, erik, kayısı, vişne, kiraz vs gibi sert çekirdekli tabir edilen diğer meyveler gene gülgillerden olup başka bir alt aileye mensup: Prunoideae.
The rose is a rose
and was always a rose;
But the theory now goes
That the apple's a rose,
And the pear is, and so's
The plum, I suppose.
The dear only knows
What will next prove a rose.
You, my love, are a rose,

but were always a rose.

- Robert Frost, "The Rose Family


İngilizce bilmeyenler kusura bakmasın, ama şiirde özetle her bitkinin altından gül çıktığı söyleniyor.

Yeni Dünyaya gelince: Loquat, Brasilianische Aprikose, Japanische Mispel, Wollmispel, Nespoli (İtalyanca), Nispero (İspanyolca), Nespera (Portekizce), Nyespro (Katalanca), Sheseq (İbranice), Pinyin _ Pipa (Çince), Biwa (Japonca), Askidinya _ Akkidinya (Arapça), Akkadeneh (Lübnanca), Mousmoula _ Mespilia (Yunanca), Muşmula _ Yeni Dünya _ Yedi Dünya _ Malta Eriği (Türkçe).
İstanbullular bu meyveye neden Malta Eriği demiş, belli değil. Malta Adasında bu meyvenin izine rastlanmamış, eskiden yokmuş, şimdi var mı onu da bilemem.
Anavatanının Çin'in güneydoğusu olduğu söyleniyor. Dona oldukça dayanıklı olmakla birlikte çiçek ve meyve vermesi için sıcağa ihtiyaç duyduğundan (en az 15 derede) ılıman kuşakta daha kolay yetişiyor. Yetişiyor lafı arsızlığını pek ifade etmiyor. Çünkü yediğimiz meyvelerin toprağa düşen çekirdeklerinden en çabuk biten meyve yeni dünya (dut ve incirden sonra). Bir tane meyve ye, çekirdeğini toprağa at, seneye bak, o tipik yaprakları boy göstermiş bile... Bu yapraklar çizgi çizgi ve hafif derimsi, oldukça da büyük (30 cm'i bulabiliyor). Salkım halindeki sarı-bej çiçekleri Kasım- Aralık'ta açıyor ve çok tatlı bir kokusu var. Arılar bu kokuya deliriyor. Söylentilere göre çoğu çiçekten sarhoş olurmuş. Bizim beton avlulu öteki evde Yeni Dünya Ağacının altı bu yüzden Kasım_Aralık aylarında arı mezarlığına dönerdi.
Tıpkı narenciyenin meyvesi gibi yeni dünya da tüm bir kışı meyve hazırlığıyla geçiriyor. Bu arada eskimiş yapraklarını atıyor (bu arada yaz kış yapraklarını dökmeyen, her daim yeşil bir ağaç olduğunu hatırlatmakta yarar var), baharla birlikte yeni sürgünler veriyor. Salkımlar öylece duruyor. Sonra havalar ısınıyor, birden salkım uçlarında küçük yeşil toplar beliriyor. Büyüyür, derken sararıyorlar. En güzelleri turunculaşmış olanlar. Ne yazık ki her sene aynı hataya düşüyorum, biraz daha olgunlaşsınlar, biraz daha tatlansınlar diye beklerken, meyveler aaa, yeter artık, sıkıldık deyip hafif buruşmaya, arkasından da lezzetini yitirmeye başlıyorlar. Bu yıl güya bol bol toplayıp reçel denemesi yapacaktım ama havalar çabuk ısındığından mıdır nedir, meyveler çabuk eridi, yani seneye...
Ağacın kendisi de çok güzel. Büyüdükçe dev bir şemsiyeyi andırıyor. Bazı hastalıkları olduğu söyleniyorsa da bordo bulamacı, arap sabunu- ispirto sıkmanın ötesinde herhangi özel bir bakım ihtiyacını bana hiç hissettirmedi. Ayrıca arılar da çok sevdiğinden aman yanılıp da zehir falan atmayın. Arılar da ölebilir!
Yeni Dünya çocukluğumun ağacıdır. Sabahları gözlerimle onu tepeden toprağa süzmezsem o gün işim rast gitmez.