Lamiales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lamiales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2008

Acem Borusu _ Campsis radians

sarmaşık


Acemi, acem borusunun cazibesine kapılıp en uygun bulduğu yere ekermiş, şöyle en göz önünde bir yere... Sonra üstünden iki mevsim geçmeden bir bakarmış, boru her yeri ezip geçmiş. İstanbul'da en kısıtlı alanda bile bu başıma geldiğinden burada daha dikkatli davranayım dedim. Baktım her yeri sarıyor, olduğu yerden kökleyip 'garajın' üstüne aldım. Ama köklediğim yerde tam üç yaz yerden biten acem borularını söke söke bitiremedim. Ancak dördüncü yaz, en sonunda, o bölge temizlendi. Şimdi 'garajımızın' yalnızca üstü değil, bütün yanı da acem borusu filizleriyle kaplanmış durumda. Varsın olsun... Gene de bir kere daha baştan bahçe yapacak olursam acem borularını dikmek için açacağım çukura köklerin yayılmasını engellemek için mutlaka bir saç levha ya da benzeri bir şey yerleştireceğim. Yayılmacı ruhunu zaptı rapt altına almak için. Aşağıdaki anlatım bu bitki hakkında Türkçe sitelerde çıkan yazı (nedense kimse kendi kalemini kullanmak istemiyor). Yazılanların hepsine katılmıyorum. Özellikle gübre verme konusu. Dediğim gibi esas eğilimi her yeri ele geçirmek. Bir de gübrelenirse hal nice olur. Fazla su ihtiyacı içinde olduğunu da zannetmiyorum. Bizim bahçede en az su gören bölgede duruyor.
Çiçek açtırmak için kış sonu budamak şart. Yaz ortasında çiçeklenmiş dalları kesmek de bitkiyi bir kez daha coşturuyor.
Bu arada acem borusunun zeytinden nara, naneden lavantaya geniş bir akraba grubuna sahip olduğunu söylemeliyim, yani Lamiales. Aile adı ise Bignonaceae.
İki türü bulunan, yaprak döken sarılıcılardır. Göz alıcı çiçekleri vardır. Borazan ve Trompet çiçeği olarak da bilinen bitkiler, turuncu-kırmızı renkli muhteşem çiçekleriyle çok gösterişli asmalardır. 10 metreye kadar havai kökleri sayesinde tırmanabilen odunsu bir sarmaşıktır. Çiçeklenme dönemi Temmuz ortasında Eylül sonudur. Uzun süre çiçekli kalırlar. Özellikle geniş alanlarda, duvar, çardak, çit ve parmaklıkların yeşillendirilmesinde sıklıkla kullanılırlar. Bu bitkilerde çıplak gövdeli ağaçların gövdelerini sardırmak da mümkündür.
Anavatanı Amerika olmasına rağmen ülkemize İran'dan geldiği için Acem Borusu ismi verilmiştir. Acem Borusu hemen tüm bölgelerimize uyum sağlayabilir. Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüzey kaplama amacıyla kullanıldıklarında yapraklarını dökmezler. Trakya ve İstanbul'da biraz daha geç çiçeklenir ve çiçekleri küçük kalır.

Yapraklar tek tüysü, 9-11 yaprakçıktan meydana gelir. Kısa saplı ve genellikle eliptik yapıdadır. Boylar 3-6 cm.'dir. Uçları sivri, kenarları düzenli dişlidir.
Çiçeklerin dış yüzü portakal, içerisi sarı renktedir. Çiçekler boru şeklindedir.Terminal durumlu, ileşik salkım halinde kurullar oluşturur.
Meyve kapsül şeklinde ve içerisinde sayısız tohum bulundurur. Üretimi tohum ve çelikle olur. Park ve bahçe düzenlemelerinde örtücü bitki olarak tercih edilir.
Acem Borusu çok kolay yetişir. Dalları duvarlara tutunarak büyümekle beraber, ilk birkaç yıl bitki bağlanarak desteklenmelidir. Tam güneş alan yerlere ve organik maddelerce zengin, iyi drene olan, hafif nemli topraklara dikilmelidir. Zayıf topraklarda ise düzenli gübreleme yapılmalıdır. Genç bitkiler sarılıcı kökçükleri gelişine kadar desteklenmelidir. Özellikle gençken yapılacak budamalara iyi tepki verirler. Budamalar sürgün uçlarından hafifçe kırpma şeklinde olmalıdır
Sarmaşık bol güneşli, drenajı iyi bir yere dikilir. Yazın düzenli sulanır. Gübreli toprağı sever.
Kış sonunda önceki yıl çiçek açmış bütün dallar 3-4 göz üzerinden budanır. Bitki kök sürgünleri veya çelik yoluyla çoğaltılabilir. Kuru ağaçlara sardırılınca çok güzel durur.
(Ögürce Düşler'den alınmıştır.)

25 Ağustos 2007

Leylak

Çalı


Leylağın (Syringa) zeytingiller (Oleaceae) ailesinden olduğunu duyduğumda şaşırmadım desem yalan olur. Leylak, zeytin ve de yasemin... Leylakla ikinci şaşkınlığımı beyaz renkte çiçek açan türleriyle karşılaştığımda yaşadım.

Baharın müjdecisi olması, bahçenin bir köşesini mis gibi kokutması, soğuklardan hiç etkilenmemesi, her toprakta yetişmesi gibi özellikleri iyi de benim gibi elinde makas hababam budamak gibi bir hastalığı olanlara karşı hiç de hoşgörülü değil. Budanmaktan hiç hoşlanmıyor. En az iki yıl hiç çiçek açmayarak bu huyunuzdan kolayca vazgeçmenizi sağlıyor. İlle de biraz düzelteceğim diyenler bunu, çiçekler geçer geçmez yapmalı, sonra da hiç elini sürmemeli.
Hoş özellikleri arasında kolayca çoğaltılabilmeleri de var. Taze sürgünler tercih edilmeli.

27 Haziran 2007

Mine Çalısı - Lantana camara

Çalı

Ailemizin en sevdiği çiçekler sıralamasında en başlarda gezen mine çalısı (Lantana camara) her açıdan ilginç bir çalı. Her şeyden önce renkleri... Sarı-kırmızı, pembe_sarı, düz sarı, düz beyaz... Bir kere açmaya başladılar mı neredeyse ilk soğuklara kadar hiç durmuyorlar. Bu arada renkler örneğin sarı ağırlıklı başlayıp kırmızı ağırlığa dönüşüyor (yanar döner adını buradan almış olmalı). Dallarda aynı anda hem çiçek hem meyve olabiliyor.
Çift renkliler genelde yüksek çalılar oluştururken tek renkliler daha ziyade yer örtücü ya da daha küçük çalılar olarak boy gösteriyorlar.
Özellikle yüksek çalı olabilenler aynı zamanda çok muntazam çitler oluşturabiliyor çünkü budamaya bu kadar neşeyle yaklaşan başka tek bitki herhalde ligustrumdur.
Mine çalılarının dayanamadıkları tek şey susuzluk. Hemen yapraklarını sarkıtarak protestoda bulunuyorlar. Güneşten de hiç şikayetçi olmuyorlar.
Çoğaltmak için de tek yapılması gereken, budama artıklarını toprağa batırmak.
Bütün bu özellikler, bakım kolaylığı, her türlü toprağa gösterdikleri uyum, her türlü kesime tahammül, mine çalılarını bonsai severler için de vazgeçilmez bir bitki haline getiriyor. Kışları çok soğuğa yapraklarını tümüyle dökerek tepkilerini gösterdikler gibi evin içinde fazla sıcak ya da fazla güneş görmeyen bir yere alındıklarında da aynı tepkiyi gösterdiklerinden ben onları bir güney duvarının fazla rüzgar da almayan bir köşesinde dışarda bırakmayı yeğliyorum. Tek dikkat ettiğim şey, fazla suya boğmamak, gene de susuz kalmamalarına dikkat etmek. Don olacağını bildiğim geceler susuz bırakmaya özellikle dikkat ediyorum. Yazlara gelince. Saksıdaki mine çalıları suya bir türlü doymadıkları için onları, özellikle çok sıcak aylarda, günün sadece birkaç saatini tam güneş altında geçirecekleri yarı gölge yerlere yerleştiriyorum. Ayak altında da olmaları gerek çünkü sık sık tepe uçlarını koparmak gibi sevdiğim bir işlemi ancak öyle yerine getirebiliyorum.
Mine çalısının bir diğer özelliği de yaydığı koku. Pek çok insanın yanı sıra böcekler de bu kokudan rahatsız olduğu için kopardığım yapraklardan böcek ilacı yapıyorum. Birkaç gün suda beklettikten sonra 'zararlı' böceklerin musallat olduğu bitkilere sıkıyorum, böceklerin çoğu göç ediyor.
Bitkinin diğer bir özelliği de mensup olduğu sülale. Bildiğimiz verbeneler dışında zeytinden yasemine, ada mercanından kekik naneye, acem borusundan limon nanesine kimler yok ki...

25 Mayıs 2007

Karides ya da Justicia brandegeeana


İsmi komik. Yalnızca bizim yörede böyle adlandırıldığını zannediyordum oysa İngilizcesi de Shrimp plant. Bu bölgede hemen her evin tenekelerinin baş konuğu. Bakımı çok kolay, hatta bakmak bile gerekmiyor. Kışları soğuklardan pek etkilenmiyor (tabii bu bölgenin soğuklarından), yeter ki sulanmayarak kış uykusuna yatmaya zorlansın. Biraz yaprak döker gibi olsa da baharın ilk aylarında hemen canlanıp çiçeklerini açmaya koyuluyor. Bahçeler için önemi, bu çiçeklerin hep açması. Yazları fazla sulamak ya da aşırı susuz bırakmak yaprak dökümüyle sonuçlansa da toparlamakta gecikmiyor. Fazla güneş altında kaldı mı çiçeklerin etrafını saran kırmızılıklar soluyor. En iyisi en azından öğle sıcağında güneş altında kalmayacağı yarı gölgeli bir yere koymak.
Anavatanı Meksika'da boyu 1 metreyi geçmeyen çalılar halinde yaşarlarmış, ben teneke dışında hiç görmedim. Aslında yapraklarının fazla büyük olmaması bonsai olarak da değerlendirilmelerini mümkün kılıyor (tabii ki deniyorum).

13 Nisan 2007

Aslanağzı - Antirrhinaceae


Aslanağzı için her ne kadar biryıllık bitki deniyorsa da bahçedekiler üç sene içinde boyumu aşan çalılar halinde ömür sürüyorlar. Aslında ortancalar gibiler ya da güller. Yaz sonu yerden bir karış yüksek ne varsa her şey kesiliyor. Tüm kışı çubuklar topluluğu olarak geçiriyorlar. Sonra birden yapraklanıp çiçekleniyorlar. Önce aslanağızları, sonra güller, en sonra da ortancalar. Tabii ortaklıkları da bu kadar.
Zeytin, yasemin, leylak, verbena, çalı minesi (Lantana camara), melissa (gündüz kokan - Aloysia triphylla _ Lemon verbene), ayrıca kekik, biberiye, nane, fesleğen, lavanta, ada çayı,
sonra ünlü Paulownia, acem borusu gibi günlük hayatımızın vazgeçilmez gıdaları, kokulu ve şifalı otları bünyesinde toplamış Lamiales düzenine bağlı Plantaginaceae ailesine mensup olan
Aslanağzı (Antirrhinaceae) Batı Akdeniz kökenli.

12 Ocak 2007

Jakobinia-Justicia carnea

Acelica, Adhatoda, Amphiscopia, Anisostachya, Aulojusticia, Averia, Beloperone, Calliaspidia, Calymmostachya, Chaetothylopsis, Chiloglossa, Cyphisia, Cyrtanthera, Cyrtantherella, Dianthera, Dimanisa, Drejerella, Duvernoia, Emularia, Ethesia, Glosarithys, Harnieria, Heinzelia, Hemichoriste, Heteraspidia, Ixtlania, Jacobinia, Kuestera, Libonia, Lophothecium, Lustrinia, Nicoteba, Orthotactus, Parajusticia, Petalanthera, Plagiacanthus, Plegmatolemma, Porphyrocoma, Psacadocalymma, Rhacodiscus, Rhiphidosperma, Rhyticalymma, Rodatia, Rostellaria, Rostellularia, Saglorithys, Salviacanthus, Sarotheca, Sericographis, Simonisia, Solenochasma, Stethoma, Tabascina, Thalestris, Thamnojusticia, Tyloglossa...


Bu kadar çok ve farklı isme sahib başka bir bitkiye rastlamak kolay olmasa gerek.

Justicia ismini, 18. yüzyılda yaşamış İskoç bahçıvan James Justice'den almış. Tropikal ve subtropikal iklim kuşağında yetişen ve yaklaşık 300 tür ot, çalı ve çok yıllık bitkiyi kapsayan bu bitkinin isimlerine İngilizcelerini eklemek gerekirse:
Brazilian plume, flamingo flower, Jacobinia, pine-bur begonia, pink jacobinia, pink tongues, king's crown, cardinal's guard.

Bahçelerin özellikle gölgeli bölgelerini renklendirmek için birebir. Su istiyor. Ama bir kere yerine alıştı mı rahatça unutulabilir. Ancak çok sıcak günlerde ihmali abartmamak gerekiyor. Üretmesi dallarından alınan çeliklerle ve çok kolay.

10 Ocak 2007

Ada Mercanı



RUSSELIA EQUISETIFORMIS gibi zor ve uzun bir Latince isme sahip bu bitki bahçenin vazgeçilmez süslerinden. Hele çiçeklerinin kırmızı kırmızı açtığı yaz aylarında.

Verandanın üstündeki kalın naylon tentenin gerilip bağlandığı çift kavisli demir iskeletinin, üst uzun demirine yan yana asılmış çiçekli saksı sepetleri...
İlk saksıda bir garip çiçek...
İnce uzun bir kurşunkalem kalınlığında yeşil bir gövde ve o gövdeden fışkırıp
aşağı doğru sallanmış, ipincecik tel tel yeşil saçlar... Öylesine ipincecik ve öylesine yemyeşil ki o tel tel saçlar...
Ve yemyeşil tel tel saçlarda, yarım kibrit çöpü uzunluğunda ve
kalınlığında, yüzlerce kıpkırmızı miniminicik boru biçiminde sarkık çiçek...
Aşağı doğru tel tel yeşil saçlar ve üstlerinden sarkan yüzlerce yarım kibrit çöpü uzunluğunda kıpkırmızı miniminicik borular...
Hiç böyle bir çiçek görmemiştim hayatımda... Adı botanik dünyasında "russelia" imiş, Türkçede "çeşme
çiçeği"... (Çetin Altan)
90-120 cm boyunda, kuraklığa dayanıklı, çalı formunda bir bitkidir Yeşil ve ince yaprakları, parlak kırmızı çok küçük çiçekleri vardır. Bunlar, gevşek, uzun ve sarkık püsküller halindedir. Çiçeklenme mevsimi yaz sonlarıdır Anavatanı Meksika'dır. Balçık esaslı kompost toprak, gerektiğinde sulanmak ister Sıcak güneşte gölgelenmek ister. Çelik veya ayırma metoduyla üretilir. Balkon ve teraslarda, asma sepetlerde veya don tehlikesi olmayan yerlerde bordur ve çiçek tarlalarında kullanılır.


Hakkında bulabildiklerim bunlar. Bizim buraların donlarından etkilenmiyor mu yoksa ben korunaklı bir yerde mi tutuyorum bilmiyorum ama benim üç saksım da şu güne değin soğuktan ve dondan etkilenmeden sokakta , yani bahçede gelişip duruyor, dahası bugün (11 Ocak) baktım, uçları kırmızı toplara hazırlanıyor. Yazları bence çok su istiyor. Ama belki de bu yüzden, yani fazla suladığım için az çiçek veriyor. Akrabaları arasında
Zeytin, Ligustrum, Yasemin, Leylak, Verbena, Çalı Minesi (Lantana camara), Melissa (gündüz kokan - Aloysia triphylla _ Lemon verbene); ayrıca
  • Oregon
  • Biberiye
  • Nane
  • Fesleğen
  • Lavanta
  • Ada çayı (bende iki türü var: mor yapraklı ve alaca yapraklı)
  • Kekik
var. Diğer akrabaları arasında Paulownia, Küçük acem borusu (kırmızı), Acem borusu (Campsis), Küçük acem borusu (portakal rengi) varsa da Aslan Ağzı (Antirrhinaceae) kesinlikle Ada Mercanının kankardeşi sayılmalı. Özetle tüm sıraladıklarım Lamiales üst düzenine mensup. Bir tek Aslan Ağzı tıpkı Ada Mercanı gibi Plantaginaceae' lerden.




Bu resimde pek belli olmasa da ada mercanının sarı çiçeklisi de var.