Sapindales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sapindales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2009

Portakal

ağaç



Portakala neden portakal deriz? Sadece biz değil... Portakal, Bulgarlar için 'portokal', Yunanlılar için 'portokali', Acemler için 'porteghal', Romanyalılar için 'potocala', Güney İtalya'da Neapolitenler için 'portogallo' ya da 'purtualle', Araplar için 'al-burtuqal', Gürcüler içinse 'phortokhali'... 15. yüzyılda portakalı Hindistan'dan getirip satanlar, Portekizlilermiş, yani 'Portekiz'den gelen.
Narenciye sözcüğünün kökü ise Sanskritçe: nāraṅgaḥ. Acemler nārang, Ermeniler nārinj, Araplar nāranj, İspanyollar naranja, Portekizliler laranja, İtalyanlar arancia ya da arancio demiş. Eski Fransızca'nın orenge'ı sonunda bugünkü orange'ı ortaya çıkarmış. Bir meyvenin yaptığı yolculuğu bundan daha iyi anlatacak bir şey var mı?

Çevremizdeki çoğu bitki gibi Çin kökenli olan portakal (Citrus sinensis), turunçgillerden (Rutaceae). En ilginç tarafı doğrudan çekirdekten yetiştirilememesi. Bir anaç _ki bu genelde turunç (Citrus aurantium) oluyor_ üzerine aşılanıyor. Söylentilere göre ekilen portakal çekirdeği portakal değil, gene turunç verirmiş.
Limonun aksine dona fazla dayanaklı değil. Gece soğukluğu 0'ın altına fazla düşmemeli. Diğer meyve ağaçlarının aksine yazın bol bol sulanmalı ve tıpkı diğer meyve ağaçları gibi hastalıklardan korunmalı. Bordo bulamacı ve yazlık yağ. Ayrıca arap sabunu-ispirto karışımı. Bunlar iyi netice veriyor.
Turunçgillerle ilgili ilginç bir ayrıntı: Meyvelerin renginin yeşilden sarıya ya da turunca dönmesi için havanın belli ölçüde soğuması gerekirmiş. Tropikal bölgelerde bu yüzden meyveler hep yeşil kalırmış. Renk, olgunlaşma işareti de sayılmıyor. Yemeden meyvenin tatlılaşıp tatlılaşmadığını anlamak mümkün değil.
Portakalın kimlik Kartı
Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayisinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor.

Çeşitlerine gelince:
Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay'da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington (erken çeşit), çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz'de Rize çevresinde yetişiyor. Kalitesi özellikle Antalya ve Muğla (Fethiye, Marmaris, Köyceğiz) yörelerinde daha iyidir. Thomson daha düzgün, pürüzsüz kabuklu fakat daha az sulu ve daha açık renkli. Yafa iklim ve toprak istekleri bakımından seçici. Özellikle Mersin yöresinde yetişir. Elverişsiz koşullarda meyveler iri ve susuz, meyve kabuğu çok pürüzlü, kalın ve kaba olur. Verim azalır. Valancia geç olgunlaşan (Mart) bir çeşittir.
Bir de kan portakalı.

Bileşimindeki etken maddeler
* C vitamini
* Karbonhidrat
* Potasyum
* Folik Asit
* Bioflavin
Genel faydaları:
* Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,
* Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller, ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,
* İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,
* Kanın pıhtılaşmasını,mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,
* İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda,içerdiği potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,
* Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan cevherler dolu bir meyvedir.
* Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Cildi güzelleştirir
Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa'da ve İtalya'daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.

20 Ekim 2006

Yalancı Karabiber _ Schinus molle


Üç yıldır bahçe yolumuzu süsleyen, gençliğine karşın iki katlı evi çoktandır kem gözlerden saklayan karabiber ağacımız (yalancı) son yağmurlara yenik düşüp boylu boyunca devrildi. Kökleri bu kadar yüzeysel mi anlayamadım. Tam da ilk kez biberlerini vermeye başlayacaktı. Bundan ders alıp hemen öteki uçtaki ağacı sağlam bir destekle koruma altına aldık. Devrilen ağacı mecburen keserken ortalığı yoğun bir karabiber kokusu sardı. Zaten ağacın en güzel taraflarından biri, yaprağını bile ellesen mis gibi bir karabiber kokusuyla karşılaşmak.
Sapindales sülalesinin mensubu olan yalancı karabiberin akrabaları arasına sumak, sakız (dolasıyla şam fıstık) ve tüm çeşitliliğiyle narenciye giriyor.

02 Ağustos 2006

Kamkat _ Fortunella

Ağaççık


Biz onu önce süs mandalinası diye bildik. Sonra adının King Kong olduğu söylendi. Onu bahçedeki mandalinaların bir türü sandık, oysa yalnızca narenciyenin yakın akrabasıymış. Zaten her yıl bizi kandırmasından da belli. Her yıl, tamam artık, bu yıl meyve vermeyecek, hala çiçek açmadı diyoruz. Sonra Temmuz sonu - Ağustos başı ilk goncalar patlıyor. Meyvesi de bütün yıl üstünde kalabiliyor. Görünüşü pek süslü olduğundan meyvelerinin yalnızca fazlasını alıyoruz. Bitkiyi fazla yormamak için. Topladığımız meyveleri votkayla dolu bir şişeye atıp bozdolabına koyuyoruz. Güzel oluyor.
Süs bitkisi diye onu saksıda büyütüyoruz. Her yıl kök bakımı yapıp yeni toprakla karışık keçi gübresi koyarak tekrar aynı saksıya yerleştiriyoruz. Biraz bonsai muamelesi görüyor. Taze sürgünlerde Narenciye ile aynı yaprak kıvrılmasına (güve) maruz kalmakla birlikte biraz daha dirençli. Ama bu, hep el altında durmasından kaynaklanıyor da olabilir.

Rutaceae ailesinden. Anavatanı Çin ve Vietnam. Batı dünyası ile tanışması 19.yüzyıl ortalarında olmuş. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yetiştirilmeye çalışmişsa da en iyi meyve oluşumu Rize ilinde sağlanmış. Rize'ye ise 50-60 yıl önce Batum'dan gelmiş ancak uzun zaman nasıl değerlendirileceği bilinemeden kalmış.

Kullanımı

* Kamkat genelde taze meyve olarak kabuğu ile birlikte yenilir.
* C vitamini bakımından zengin olan kamkat, kabuğu ile beraber yenildiğinde gribal enfeksiyonları önlemede önemli rol oynamaktadır.
* Reçel ve marmelatı yapılır.
* Çok değişik bir aroması vardır.
* Meyve suyu ve sos olarak kullanılır.
* Dünya'nın en pahalı restaurantlarında tatlı ve salatalarda en gözde yeri alır.
* Alkollü içki masalarının bulunmaz çok değerli mezesidir.

Çeşitleri
Kültür altına alınan, yiyecekleri için yetiştirilen kamkat'ın tanınmış çeşitleri şunlardır:

* Hong Kong: Chin chü, shan chin kan ve chin tou olarak adlandırılırlar. Hong Kong ve Çin'in bazı dağlık bö
lgelerinde yetişir. Çevre genişliği 1.6-2 cm civarındadır. Olgunlaştığında zayıf ve fazla etli olmayan kabuğu soyulur. 3-4 küçük çekirdeği bulunur.
* Marumi: Japonya orjinli olup Meyve hafif basık küre şeklinde yuvarlaktır. Uzunluğu 3.2 cm kadardır. Altın sarısı renktedir.
Meyve aromatic ve baharatımsıdır. 4-7 çekirdeği bulunur. Ağacı 2.75m'ye kadar ulaşır. Küçük yapraklıdır. Aynı sezon için de oluşabilecek soğuklara karşı daha dayanıklıdır.
* Meiwa: Japonya orjinlidir. Kısa yuvarlak bir yapıda olup 4 cm'lik bir genişliğe sahiptir. Kabuk portakal sarısı renkte olup çok kalındır. Meyvesi tatlı olup 7 çekirdeğe sahiptir. Sık sık çekirdeksiz veya daha az çekirfdekli olanlarına da rastlamak mümkündür. Çin'de de yaygın olarak bu çeşit yetiştirilir. Taze olarak yenilmek için en ideal kamakat'dır.
* Nagami: Çin'den dünya'ya yayılmıştır. 4-5 dilimlik meyvesi olup. 2-5 çekirdeği vardır. Yuvarlak
olup 4-5 cm büyüklüğe erişirir. Mevsimi Ekim'den Ocak ayına kadardır. Ağacı 4.5m'ye kadar ulaşır.

06 Aralık 2005

Limon Portakal Mandalina

Ağaç







1. Turunçgiller
Rutaceae ailesi, Citrus
türü. Anavatanı: Hindistan, Çin ve Malezya adaları.
(ing.: citrus, franz.: agrumes, ispan.: citricos)




Çin'de meyveden yararlanma 4000 yıl öncesine dayanıyor. Tıbbi kullanıma uygun türlerin Büyük İskender'in seferleriyle Akdeniz bölgesine yayıldığı söylenir. Turunç (Citrus aurantium) 9. yüzyılda Endonezya adalarından Hindistan'a, oradan Arabistan ve Kuzey Afrika üzerinden Güney Avrupa'ya yayılır. Portakal (Citrus sinensis) 14. yüzyıl başlarında İspanya ve Portekiz'e, 16. yüzyılda da diğer Akdeniz ülkelerine ve Güney Afrika'ya gelir. Limon (Citrus limon) 10. yüzyılda Araplar aracılığıyla Avrupa'da tanınır. 1700'lerde İspanyollar ve Portekizliler narenciyeyi Amerika'ya taşır. Greypfrut (Citrus paradisi) en geç yayılan narenciye türü, anavatanı da diğer türlerden farklı olarak Batı Hint Adaları.


  • Portakal (Citrus sinensis)

  • Greypfurt (Citrus X paradisi)

  • Mandalina (Citrus reticulata)


    • Satsuma (Citrus reticulata var. unshiu)



  • Limon (Citrus limon)

  • Bergamut (Citrus bergamia)

  • Turunç ya da Pomeranza (Citrus aurantium)



Diğer Türleri:
* Limette (Citrus aurantiifolia)
* Kaffernlimette (Citrus hystrix)
* Sert kabuklu Limon (Citrus jambhiri)
* Süße Limette (Citrus limetta)
* Rangpur-Limette (Citrus X limonia)
* Pampelmuse ya da Pumelo ya da Şadok (Citrus maxima)
* Zitronatzitrone (Citrus medica)
* Citrus tachibana
* Tangelo (Citrus X tangelo)