bodur ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bodur ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Mart 2007

Melissa - Cestrum nocturnum

Çalı


Yaz gecelerinin bazen insana ağır gelen, zaman zamansa içini açan kokusu, gece kokan melissalar... (Cestrum nocturnum). Neden bu bölgede bu bitkiye melissa demişler, neden bazı yerlerde gece yasemini adı altında geçiyor, hiçbir fikrim yok. Yaseminle bir akrabalığı yok, melissayla da. Yeşile çalan sarı çiçekleri, küçük beyaz toplar şeklindeki meyveleri ve tabii kokusuyla her zaman dikkatleri üzerinde toplamasını bilen bir bitki olduğu kesin. Ayrıca budama acemileri ve meraklıları için de biçilmiş kaftan. Hiçbir şeye küsmeyecek kadar kendinden emin, hababam büyüyor, yeşeriyor, yeni sürgünler veriyor. Kendisini bir ağaç yapmaya çalıştığımdan işimi hayli zorlaştırdığını söyleyebilirim. Budanan yaprakları dolap altlarına ve içlerine tıkıştırdığımı da eklemeliyim. Yapraklar kuruduktan sonra bile çok güzel bir koku yayıyorlar.
Çoğaltması da çok kolay. Kesilen dalların uçlarını toprağa sokmak yetiyor. Bir senelik sersemliğin ardından, bir kere köklenip yerine yerleşti mi gerisi kolay.
Su ihtiyacını hiç bilmiyorum. Ben hiç sulamıyorum. Çok sıcak bir iki gün hariç. Ama onun yetiştiği bölgede saksılarım da duruyor ve onları hiç susuz bırakmadığıma göre artan sularla besleniyor da olabilir.
Bitkinin her yerinin zehirli olduğu söyleniyor. Bir yerde zehirin içerdiği Vitamin D3'den kaynaklandığı yazıyor. Bitkinin bir gramı yetişkin bir insanın günlük D vitamini ihtiyacının on katını karşılıyormuş, bu da zararlıymış.
Aileye bakılacak olursa bu zehir meselesini anlamak kolay. Patatesten nikotine, boru çiçeğinden petunyaya, domatesten biber ve patlıcana herkes bu ailede: Solanaceae.
Başka bir yoruma gerek var mı?


Bir de Cestrum elegans diye bir tür var. Yaprakları daha kaba, kokusuz. Hızlı büyümeyi seviyor ama budamaya karşı daha hassas. Yandaki bitki olabilir mi?

03 Aralık 2006

Fırça Çalısı _ Callistemon

çalı, ağaççık


Görünümü komik, bakımı kolay, her bahçenin vazgeçilmez süslerinden biri. Eskiden her evde uzun bir tel sap üzerinde beyaz fırçalı bir alet bulunurdu. Plastik petler ortalığı kaplamadan, her eşyanın atmak bir yana binlerce kez kullanıldığı günlerde kalmış bir mutfak malzemesi. Şişeleri o fırçayla yıkamak eğlenceliydi, su orgu gibi bir ses çıkardı çünkü. Anlaşılan bu alet dünya çapında kullanılagelmiş ki bitkinin her dilde adı aynı: Fırça Çalısı. (Bir yerde adı At Kuyruğu diye geçiyor, diğer bir yerde ise Afgan Söğüdü.) Mersingiller (Myrtaceae) ailesinin bir üyesi. Güneş dışında özel bir isteği yok. Anavatanı Avustralya'da esas olarak su kenarlarında yetişmesine karşın özel bir su isteği de yok. Çok sıcak günlerde verilen suya da hayır demiyor tabii ki... Esas olarak Akdeniz ve Ege bahçelerinde boy gösteriyor.
Henüz çoğaltma denemesine girmediğim gibi budamaya da elim gitmiyor. Söyelentilere göre çiçek açtıktan sonra tam bir budama yapılmalıymış. Ama söğüt görünümünü yok etme riskini de göze almak gerekiyormuş. Bu yüzden tek yaptığım alttaki dalları hepten kesmek, ilkbaharda altına biraz keçi gübresi koymak, sonra da kırmızı fırçaların keyfini çıkartmak.
Ilıman bölgelerde soğuğa dayanabilen, her dem yeşil bir çalıdır. Yavaş buyur, ancak ilginç çiçekleriyle çok dikkat çekicidir. Seyrek dallıdır. Almaşık, uzun-mızrak şeklinde yaprakları vardır. Silindirik başak şeklinde çok sayıdaki çiçeklerin en büyük özelliği fırça şeklinde uzanan stamen'lerdir (erkek organ). Küresel, odunsu meyveler yapışkan oldukları için dallara yapışıp uzun seneler dallarda kalabilir. Ilıman iklime sahip bölgelerde ev bahçelerinde ya da sahil kesimlerinde kullanılabilir. Bitki boyu 3-4 metredir. Vatanı Güneybatı Avustralya'dır. Mümkün olduğunca güneşli ve korunaklı alanlarda yetiştirilmelidir. Ilıman iklim sever. Dona çok dayanıklı değildir. İyi havalandırılmış asitli veya kalkerli ve çok zengin olmayan toprakları sever. Saksı içinde fundalık toprağı ile parçalanıp elenmiş, ağaç kabuğu veya orman üst toprağı karışımında yetiştirilebilir. Açelya'lar gibi bakımlı ve düzenli sulanmalıdır. Üretimi, ilkbaharda soğuk seralarda tohum ekimi ile olur. Daha sonra fideler aralanıp saksılara alınır. Geç ilkbaharda soğuk seralarda kum içinde köklendirilecek yan-odunsu çeliklerde üretilebilir. (Bulabildiğim tek Türkçe kaynak.)

24 Kasım 2006

Guava _ Psidium

bodur ağaç
Guavaların resimlerini üzerlerinde meyveleri varken çekmeyi akıl edemediğimden resimler çok yeşil gözüküyor. Meyveler mayhoş, çok çekirdekli, çok sulu ama çok da lezzetli, renkleri de olgunlaşınca kırmızı.
Çalı olarak da küçük bir ağaççık olarak da büyütmek mümkün. Bahçedeki guavalar (muhtemelen psidium cattleianum, yani çilek guavası) küçük yapraklı. Biraz küçük yapraklı kauçuk ağacını andırıyor. Soğuğa da dayanıklı. Soğuğa derken Ege bölgesinin donlarına dayanıklı demek istedim.
Mersingiller ailesine mensup olan guavaların üst ailesi Myrtales.
Açıkça itiraf etmek gerekirse guava ağacını bahçeye dikme nedenim, değişik bir bitkiye sahip olma arzusuydu. Ne neye benzediğini ne tadını biliyordum. Bugün bahçenin en sevilen ağacı. Hızla genç bir fidandan küçük bir ağaç olma yolunda ilerliyor. Diktiğimiz senenin ertesinde meyve vermeye başladı. Hem de kendisine fazla ihtimam göstermememize rağmen. Kısa süreli donlardan bile etkilenmeden, diğer meyve ağaçları gibi yok sinek yok mantar gibi herhangi bir hastalıkla boğuşmadan mutlu mesut yaşıyor. Tabii bu yıl yapmayı düşündüğüm radikal budamanın ardından neler hissedecek onu bilemiyorum. Suların giderek azaldığı günümüzde bahçeler için önemi daha da artıyor çünkü aşırı su ihtıyacı da yok.
Meyvenin tadı biraz mersini andırıyor. Ama görünüşünden hiç umulmayacak derecede faydalar da içeriyormuş. Her şeyden önce C vitamini bakımından çok zengin.

100 g meyvede:
Kalori : 36-50
Proteyin: 0.9-1.0 g
Yağ: 0.1-0.5 g
Karbonhidrat: 9.5-10 g
Kalsiyum: 9.1-17 mg
Fosfor: 17.8-30 mg
Demis: 0.30-0.70 mg
Vitamin A: 200-400 I.U
Vitamin C (türüne göre): 37-400 mg
Thiamin 0.046 mg
Riboflavin 0.03-0.04 mg
Niacin 0.6-1.068 mg

varmış.

Guava (Psidium guajava), anavatanı Güney Amerika ve Batı Hindistan olan bu meyve, boyu 7 metreyi geçmeyen, geniş taçlı, bodur bir ağaçtır. Konik şekilde aşağı doğru genişleyen gövdesinin kabuğu parlak ve incedir. Kabuğunun rengi, kırmızıya bakan tatlı bir yeşil renkte olup genç dallarının kesiti dört köşedir. Yaprakları gövde üstünde karşı karşıya dizili, kenarları düz ve ovaldir. Altları açık renkte, üzerinde ise düzensiz biçimde dağılmış şeffaf gözenekler vardır. Çiçekleri güzel kokulu, açık pem be renktedir; yaprakların gövdeyle birleştikleri noktalardan yayılır. Meyveleri altın sarısı renginde, armut şeklinde ve ortalama bir limon iriliğinde olup içinde çok çekirdek vardır. Guava'nın meyve ağırlığı 60-65 gram arasında değişir; bunun ortalama % 85'i meyve eti, kalanı ise çekirdekten oluşur. Meyve etinin rengi beyaz, hafif pembeya da yeşil gibidir. Aynı zamanda çok güzel ve keskin kokuludur. Bu nedenle birçok ağaç arasından guavayı seçmek çok kolaydır. Çekirdekleri meyve etinin ortasında gömülü ve serttir. Guava ağacı 700 m. yüksekliğin üstündeki yaylaların ve dağ yamaçlarının killi kumlu topraklarını sever ise de ağır killi, bilhassa volkanik topraklarda da iyi yetiştiği görülür. Guava da tıpkı Avokado gibi yetişmesi yalnız tropik iklimlere bağlı bir bitki değildir.
Üretilmesi hem tohumdan hem de kök filizlerinden yapılabilir. Tohumdan üretildiği takdirde uzun zaman kuvvetli çimlenmelerini koruyan çekirdekler 20’şer metre a ralıklarla yastıklara dikilir ve bunlardan yetişen fidanlar, 2-3 çift yapraklı olduktan sonra 7,5 X 7,5 m aralıklarla asıl yerlerine şaşırtılır. Çelik olarak ince dalları kullanılabilirse de daha kolay ve çabuk yetişmesi bakımından daima kök filizleri tercih edilmektedir. Bahçelerde meyvelerin kolaylıkla toplanabilmesi için ağaçlar bodur kalacak şekilde budanır. Guava çabuk yetişen bir bitki olduğundan dikildikten 2-3 sene sonra meyve vermeğe başlar ve meyveler çiçek açtıktan ortalama üç ay sonra tamamen olgunlaşır. Meyvelerin kokularını muhafaza etmek için toplama işi sabahları erken yapılır. Bir ağacın ilk senelerde verdiği meyve 6-8 kg kadar ise de bu ürün ağaçlar yaşlandıkça aşamalı olarak 20-25 kiloya kadar yükselebilir.
Meyveler taze olarak ya da pişirilerek tüketildiği gibi reçel, tatlı ve turşu üretimine de yarar. Bundan başka Java'da Guava ağacının yaprakları pirinçle birlikte pişirilerek yenir. Ağaç gövdesinin kolaylıkla soyulan kabukları % 27-30 oranında tanin içerir.
Diğer önemli cinsleri şunlardır:
* Psidium australe
*
Psidium cattleianum - Strawberry Guava, Peruvian Guava.
*
Psidium cinereum
*
Psidium friedrichsthalium - Costa Rica Guava
*
Psidium galapageium - Galápagos Guava
*
Psidium guajava - Apple Guava
*
Psidium guineense - Guinea Guava
*
Psidium incanescens
*
Psidium littorale - Cattley Guava
*
Psidium montanum - Mountain Guava