Solanaceae etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Solanaceae etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mayıs 2007

Brugmansia _ Patlıcan Çiçeği

ağaççık, çalı

İnternette şöyle bir baktım, Brugmansia için Türkçe bir karşılık yok, ben de bizim yörenin bu bitkiye verdiği adı benimsemeye karar verdim: Patlıcan Çiçeği. Aşağı sarkan çiçeklerinin çana olan benzerliği nedeniyle bitkiye çan çiçeği de deniyor ama bu ismi reddediyorum. Çan çiçeği olarak adlandırılan çok bitki var çünkü. Boru çiçeği adı da acem borusuyla karışır endişesiyle kullanmadığım bir ad.
Bitkiye şöyle bir bakınca patlıcan çiçeği adını nereden aldığını anlamak zor değil. Yaprakları, yaprakların dizilişi tıpkı patlıcanınki gibi. Çiçekler de benziyor, tek fark Brugmansia'nın çiçeklerinin devasa boyutu, bir de renkleri... Patlıcanın çiçekleri uçuk mor ya da eflatun oysa Brugmansia'nın esas olarak beyaz olmakla birlikte sarısı, portakal renklisi vs var. Bu vs de ne demekse...
Bitkinin anavatanı Güney Amerika. Kökleri sağlamsa hafif donlara dayanmakla birlikte esas olarak ılıman iklim seviyor. Fazla güneşten hiç şikayetçi olmamakla birlikte yarı gölgeye de itiraz etmiyor. Suyu da yazları ihmal etmemek gerekir.
Bunun dışında bakımla ilgili bir sorun yok. Buna karşın bizim patlıcan çiçeği tam beş senedir yaşam mücadelesi veriyor. Önce hemen dibinde yapılan inşaat çalışmaları, ardından mutfak katını sel suları altında kalmaktan kurtarmak için hemen üstünden geçirmek zorunda kaldığımız drenaj borusu, ardından yaşanan o korkunç soğuk kış... Ve her seferinde topraktan yeniden yükselmesini bildi. Belki de muzlar kesin korumaya aldıkları için ilk kez bu kış yapraklarını bile dökmeden sapasağlam ayakta kaldı ve gene ilk kez bu Nisan sonunda ilk kez çiçek açtı. Her sabah önce ona selam duruyoruz.
Patlıcan çiçeği adını sevmemin bir nedeni daha var. Patlıcan, domates, biber, tütün, petunya... Hepsiyle akraba. Solanaceae ailesinden.

04 Mart 2007

Melissa - Cestrum nocturnum

Çalı


Yaz gecelerinin bazen insana ağır gelen, zaman zamansa içini açan kokusu, gece kokan melissalar... (Cestrum nocturnum). Neden bu bölgede bu bitkiye melissa demişler, neden bazı yerlerde gece yasemini adı altında geçiyor, hiçbir fikrim yok. Yaseminle bir akrabalığı yok, melissayla da. Yeşile çalan sarı çiçekleri, küçük beyaz toplar şeklindeki meyveleri ve tabii kokusuyla her zaman dikkatleri üzerinde toplamasını bilen bir bitki olduğu kesin. Ayrıca budama acemileri ve meraklıları için de biçilmiş kaftan. Hiçbir şeye küsmeyecek kadar kendinden emin, hababam büyüyor, yeşeriyor, yeni sürgünler veriyor. Kendisini bir ağaç yapmaya çalıştığımdan işimi hayli zorlaştırdığını söyleyebilirim. Budanan yaprakları dolap altlarına ve içlerine tıkıştırdığımı da eklemeliyim. Yapraklar kuruduktan sonra bile çok güzel bir koku yayıyorlar.
Çoğaltması da çok kolay. Kesilen dalların uçlarını toprağa sokmak yetiyor. Bir senelik sersemliğin ardından, bir kere köklenip yerine yerleşti mi gerisi kolay.
Su ihtiyacını hiç bilmiyorum. Ben hiç sulamıyorum. Çok sıcak bir iki gün hariç. Ama onun yetiştiği bölgede saksılarım da duruyor ve onları hiç susuz bırakmadığıma göre artan sularla besleniyor da olabilir.
Bitkinin her yerinin zehirli olduğu söyleniyor. Bir yerde zehirin içerdiği Vitamin D3'den kaynaklandığı yazıyor. Bitkinin bir gramı yetişkin bir insanın günlük D vitamini ihtiyacının on katını karşılıyormuş, bu da zararlıymış.
Aileye bakılacak olursa bu zehir meselesini anlamak kolay. Patatesten nikotine, boru çiçeğinden petunyaya, domatesten biber ve patlıcana herkes bu ailede: Solanaceae.
Başka bir yoruma gerek var mı?


Bir de Cestrum elegans diye bir tür var. Yaprakları daha kaba, kokusuz. Hızlı büyümeyi seviyor ama budamaya karşı daha hassas. Yandaki bitki olabilir mi?