bir yıllık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir yıllık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Haziran 2009

Sukabağı _ Lagenaria siceraria

bir yıllık sarmaşık


Bir bitki hakkında bilgi toplamaya çalışırken karşıma yalnızca İncil, Tevrat, Kuran değil, Çin ve Japon kutsal kitapları da çıkıyorsa ister istemez bu bitkinin en az insanlık tarihi kadar eski olduğunu düşünmeden edemem. Sukabağı (Lagenaria siceraria) işte tam böyle bir bitki. 10 bin sene önce varolduğu söyleniyor (ki bu benim için hiçbir şey ifade etmediğinden şöyle bir baktım: Sümerler MÖ 3500-2000 yılları arasında yaşamış; Yukarı Mısır'daki en eski bulgular MÖ 6000 yılına aitmiş; Eski Çin Medeniyeti de yaklaşık aynı tarihlerde; Türklerin Asya'dan göçü MÖ 3000'lerde; bir de şu sayfaya bakılabilir: http://www.evrimteorisi.org), daha doğrusu 10 bin yıl önce anavatanı Afrika'dan deniz yoluyla Amerika ve Asya'ya gezip yerleşmeye gitmiş., insanın da yardımıyla. Sert kabuğu bilindiği gibi suya dayanıklı, içindeki tohumlara da 1-2 sene hiçbir şey olmuyormuş. Sonuçta kabakgillerin (Cucurbitaceae) bu mütevazi üyesi, insanlar tarafından hem yemek hem de kullanım aracı olarak ekimi yapılan bildik en eski bitkilerden. Saklama kabı, tas vs olarak kullanıldığı gibi nazara karşı omuzlara da asılıyor. Suda batmadığı için denizlerde can yeleği yerine kullanılıyor (çocukluğumuzda değil simit, araba lastik içlerinin bile bulunamadığı yerlerde aynı kullanım şekline rastlamak mümkündü). Herhalde şekli nedeniyle Çin'de, dolayısıyla Japonya ve Kore'de, yani Doğu Asya'da sukabağı toprak ve gökyüzünün, yani evrenin simgesi (daha ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.east-asian-history.net). Hint mimarisindeki pencere oyuklarının o tuhaf şekline modellik eden yine sukabağı (cinlerin, kötü ruhların eviçlerine girmesini engellemek için). Bütün bunlar şöyle yüzeysel bir bakınma sonucu bulduklarım. Kendi geleneklerimizde kimbilir neler vardır. (Bu noktada hiç adetim değilken reklam yapmak istiyorum, çünkü ürünler hoşuma gitti: http://www.lekabbak.com. En azından süsler ölmesin.)
Bunun dışında bu bitki hakkında ne söylenebilir... Tabii her şeyin üstünde bir de çalgı aleti olarak kullanılmasının dışında...
Tohumları Nisan-Mayıs arasında ekilen, boyu beş metreyi aşan bir yıllık bir asma. Yaprakları meşe yaprağı gibi, ama hafif tüylü. Çiçekleri beyaz. Ağustos sonunda meyveler, daha doğrusu kabaklar şekillenip ortaya çıkıyor. Su istiyor, güneş seviyor. Ve tabii kabakgil üyesi olarak gübreye doymuyor.
Ve de kendimi tekrarlamak pahasına: Bir bitki hakkında bilgi edinmek için internette gezinirken beni Türklerden Çinlilere, evrim teorisinden İncil'e, Tevrat'tan müzik aletlerine, folklor araştırmalarından pipo yapımına, Afrika'dan Avusturalya'ya, Keltlerden Kızılderililere, Şamanizmden Sümerlere... bu kadar çok yere götüren başka bir bitkiyle karşılaşmadım. Neyse ki bu yıl ihmal etmeksizin kabaklarımı dikmiştim. Şimdi büyüyorlar. Çevremi o korkunç hızlarıyla sarmalarını artık sabırsızlıkla ve biraz da huşu içinde bekliyorum.

30 Mayıs 2009

Camgüzeli _ Impatiens

saksı

Camgüzeli (Impatiens walleriana) ile İstanbul'dan tanışırım. Mısır Çarşısından her sene aldığım fideleri kocaman, upuzun bir saksıya tıkıştırır, sonra tüm yaz boyunca bıkıp usanmadan hababam açan o çiçeklerle mest olurdum. Pembe, beyaz, kırmızı, turuncu... Katmerli miydiler neydiler, nasıl açarlardı... Bilmesem, ortanca olduklarını zannedebilirdim. Gene İstanbul'da neden camgüzeli adıyla anıldıklarını da anlamıştım. Ne kadar ışık, o kadar çiçek. Tam aydınlık cam önü bitkisi. Madem bu kadar güneş seviyorlar deyip saksıyı güneşi en çok ve en uzun süre alan yere koymaya kalktığımda cevap küsen, hatta açmaktan vazgeçen bitkiler oluyordu. Sonunda anlaştık. Yeri çok aydınlık olacak ama güneş en fazla orayı şöyle bir yalayıp geçecek. Ama bu yalayıp geçme de asla öğlen olmayacak. Bu arada sudan da asla tasarruf edilmeyecek. Aslen dere kenarlarında yetişen bir bitki ne de olsa.
Mısır Çarşısında bulduğum camgüzellerinin aynısını burada bulamıyorsam da bu, benim her sene bahar ayında kucak kucak yeni fideler almamı engellemiyor. Aşırı sıcaktan da pek hoşlanmadıklarını da burada fark ettim. Ama İstanbul'dan farklı olarak burada fideleri ertesi yıla kadar canlı tutmayı da başardım. Bunun için gene aydınlık ama sobanın erişemediği serinlikte bir camönü yeterli. Yumuşak geçen kışlarda balkonun soğuk deymediği, korunaklı bir köşesi de bu iş için uygun. Don uyarısının yapıldığı gecelerde içeri almak kaydıyla.
Öğrendiğime göre bilimsel adının 'sabırsız' (impatient) olma nedeni oluşturduğu tohum kapsülleriymiş. Bu kapsüller olgunlaştığında en ufak teması fırsat bilip içindeki tohumları etrafa saçarmış, hem de metrelerce uzağa...
Resimlerime bakıyorum, çiçeklerin güzelliklerini yansıtmaktan çok uzak. Bu konuda biraz daha çalışmam lazım.
Bu arada: camgüzeli Ericales takımının çuha çiçeğinden sonra beni seven yegane üyesi. Açelya, kamelya kendilerini benim yanımda hiç mutlu hissetmiyorlar.
Haksızlık etmeyelim. Cennet elması (Trabzon Hurması) da her sene bol bol meyve verdiğine göre yerinden ve benden memnun.

02 Mayıs 2009

Latin Çiçeği

çit, sarmaşık

Latinlerle ilgili okurken özellikle bir konu beni çok mutlu etti. Renklerini dijital kamera ile yakalamak neredeyse mümkün değilmiş. Gerçekten de tüm çabalarım hep boş. O parlaklığı, o sıcaklığı resimlere bir türlü yansıtamıyorum.
Tıpkı yakın akrabası kapari gibi Latinçiçeği (Tropaeolum majus) de süslü olduğu kadar yenilebilir bir bitki. Yaprağından tohumuna, her yeri yeniyor. Yazdıklarım boş laf olmasın diye ağzıma bir çiçek attım. Gerçekten leziz. Roka ile hardal karışımı. Zaten esas olarak salatalarda kullanılması tavsiye ediliyor. Taze tohumları da sirkeye yatırılıp tıpkı kapari gibi kullanılabilirmiş.
Latinçiçeği (kapuçin de denirmiş) gübresiz, zehirsiz bir sebze bahçesinde mutlaka yer almak zorunda. Karıncalar, salyangozlar, hatta fareler bu çiçeklerin oluşturduğu çiti aşıp sebze bahçesine dalamıyorlarmış. Yaprak bitleri ise, tam tersine, bu bitkiyi o kadar seviyorlarmış ki, fırsat bulup örneğin güllere atlayamıyorlarmış. Lahana kurtları da öyle. Küf mantarı oluşumu da içerdikleri birtakım maddeler yüzünden engelleniyormuş.
Anavatanları Güney Amerika olan Latinçiçekleri esas olarak tohumdan üretiliyor. Yerinden söküp başka bir yere dikilince tutmuyor dense de ben denedim, oldu. Toplanan tohumları kurutulup saklanıyor. Şubatta ekiliyor. Ekmeden önce ılık suda ya da daha iyisi papatya çayında bekletmek daha iyi netice verirmiş. Kuruyan çiçekleri toplanırsa uzun zaman çiçekli kalıyor. Nisan sonundan kışa kadar. Sonra bitki gözden kayboluyor. Ocak ayında ilk yapraklar, derken eskisinden daha gür bir çit gene karşımızda. Çok çiçek açması isteniyorsa fazla verimli bir toprağa dikmemek gerekiyor. Suyu seviyor, susuzluğa da fazla itiraz etmiyor. Güneş de seviyor, gölgeye de itirazı yok. Kısacası hem zahmetsiz hem faydalı hem de güzel. Bir bahçe daha ne ister... Üstelik çok hoş bir kokusu da var...


Latinçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu Latin Amerika'daki serin And Dağları bölgesidir. Gösterişli çiçekleri ve yaprakları nedeniyle dünyaya yayılan latinçiçeği, ülkemizde de bazı yerlerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. 40 türü vardır. Boyları 40 cmden başlayıp kimi tırmanıcı türlerinde metrelerce uzayabilir. Türüne göre latinçiçekleri bir ya da çokyıllık otsu bitkidir. Işınsal damarlanma özelliği gösteren yuvarlağımsı biçimli gök yeşili yaprakları nilüfer çiçeğinin minik yapraklarını andırır. Hoş kokulu parlak çiçekleri, kızıl, turuncu, sarı, maun ve krem renginde olabilir. Çiçeğinin üstteki taçyaprağı nektar arayan sinekkuşunu anımsatır. Bitkinin tohumları fasulye iriliğinde olup kuruyunca minik yerfıstıklarına benzer. Bitki, tohumuyla çoğalır.
İçerdiği yararlı maddeler arasında C vitamini, glükosilinat, hardal yağı ve ne olduğu bilinmeyen bakteri yok edici bileşikler bulunur. Bitkinin yaprak, çiçek ve yakıcı lezzeti olan çiçek tohumları salata olarak yenilir. Körpe çiçek tomurcukları ve yeşil durumdaki tohumları turşu yapılarak tüketilir.

Etki ve Kullanım:
Latinçiçeğinin yaprak, çiçek ve çiçek sapları, yaz ortasından sonbahar ortalarına kadar toplanır. Yaş olarak kullandığında, etkili tıbbi özellikler taşır. Tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
� Beden içinde herhangi bir bakteri enfeksiyonu varsa, özellikle solunum yollarındaki rahatsızlık, bronşit, grip ve soğuk algınlığı gibi durumlarda etkilidir.
� Son zamanlarda bazı uzmanlar, kadın üreme organlarındaki enfeksiyonlarda da latinçiçeğinin etkili olduğunu savunuyorlar.
� Ayrıca bitkiden hazırlanan infüzyonun saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirdiği, saç dökülmeleri ve tırnak kırılmalarını önlediği öne sürülüyor.
Bütün bu durumlar için 1-2 tatlı kaşığı taze yaprak, çiçek ve çiçek sapı karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde üç kez birer bardak içilir.
� Latinçiçeği özellikle bakterilerden oluşan yerel enfeksiyonlarda güçlü bir mikrop kırıcıdır. Bunun için yaprakları ezilerek hazırlanan yara lapası ya olduğu gibi ya da bir tülbentin içine konularak kompres şeklinde şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.

20 Ocak 2007

Kadife Çiçeği _ Tagetes


Kadife çiçeği benim hastalıklarımdan biri. Mart sonu geldi mi fidelerini almaya başlarım, taa Mayıs sonuna kadar durmadan alır, her yere ekerim. Çiçekleri yaz geçip soğuklar başlayana kadar durmadan açar. Bahçeye sarı, turuncu, sarı-kırmızı renkleriyle ayrı bir neşe katmaları bir yana en doğal bitki ilacı olmaları da onları bahçenin vazgeçilmez unsurlarından biri kılıyor.
Kadife çiçekleri ne demek olduklarını bilmemekle beraber okuduklarıma göre oldukça önemli sayılan Nematod zararlısını yok ediyor, fareleri bulundukları yere yaklaştırmıyor, lahana kurtlarının gelişimini engelliyor, ayrıca virüslere ve beyaz sineklere karşı da oldukça etkili. Nematudlar kadife çiçeklerine nüfüz etti mi bu çiçek bitkisel enzimler ve hormonlar aracılığıyla ölümcül bir oksijen biçimi geliştiriyor. Bu, özellikle bazı kurtçukların da sonunu hazırlıyor.
Fasulye, salatalık, patates, lahana, havuç, nergis, maydanoz, pırasa ve domates sıraları arasına mutlaka kadife çiçeği sıraları yapılmalı. Güllerin yanına ekilen kadife çiçekleri güllerin daha iyi gelişmesini sağlıyor. Hastalıklı elma ağaçları ise altlarına ekilen kadife ç içekleri sayesinde yeniden sağlıklarına kavuşuyorlar. Bir tek biber fidelerine iyi gelmedikleri söyleniyor.
Yani benim kadife çiçeği hastalığım nedensiz değil. Yalnız benim düştüğüm hataya düşmeyip sebzeler arasına yalnızca fazla uzamayan fidelerden ekmek gerekiyor. Kadife çiçekleri öyle gelişiyor ki kendilerinden başka her türlü bitkiyi kolaylıkla gölgeleyebiliyor.
Sümüklü böcekler, salyangozlar kadife çiçeğini yemeğe bayıldıklarından, yemememeleri gereken bitkiye, örneğin çileklere ulaşmalarını engelleyecek harika bir bariyer de oluşturabiliyorlar.
Bazı kuşlar da kadife çiçeklerinin çiçeklerini yemeye bayılıyor. Bir kuşun 1-2 saat içinde 3m genişliğindeki bir sıranın çiçeklerinin hepsini yerlere saça döke yediğine bizzat tanık oldum.
Asteraceae ailesinden olan kadife çiçeklerinin anavatanı Meksika. Bir yerde bayraklarında yer alan çiçek olduğunu da okumuştum ama o yazıyı bir daha bulamıyorum, yani aklımda doğru mu kalmış, bilmiyorum. Ama Azteklerden bu yana kutsal sayılıyor. Kötü ruhlardan korunmak, onları kovalamak için birebir.
Çiçek bilimsel adını bir arıktan doğan Etrüsk yarı tanrısı Tages'den almış. Bitkinin tarla ürünleri için önem ini daha iyi ne kanıtlayabilir?

Tagetes patula, Wildform


.


14 Ocak 2007

Günebakan

Bahçe çiçeği
Her yıl hiç bıkmadan bahçenin çeşitli yerlerine ayçiçeği çekirdekleri eker, heyecanla onların büyümelerini beklerim. Bir de dik durabilseler... Kalın gövdelerine rağmen kafalarının büyüklüğü yerçekiminin gücüne karşı koyamaz, tüm gövde neredeyse toprağa paralel hale gelir. İplerle bağlamak da pek fayda sağlamaz. Gene de kuşlar ve arılar her ayçiçeğini sevgiyle yer bitirir. Benim derdim ekmek çünkü, yemek değil.


Ayçiçeği, Sonnenblume, Helianthus annus
Gündöndü
Günebakan
Şemşamer

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewaechse, Asteraceae


Ayçiçeği Halianthusgillerden olup bu gruba 70 bitki dahildir; bir yıllık gündoğdu olduğu gibi çok yıllık olanları da vardır. Eskiden Amarikalı Kızılderililer tarafından çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanılmıştır. İspanyollar tarafından 1569 yılında Avrupa'ya getirilen bitki kısa zamanda Doğu Türkistan'a kadar oldukça geniş bir alana yayılmıştır.
Ayçiçeğinin taç yaprakları ateş düşürücü olarak ve gribe karşı kulanılmıştır. Ayçiçek tohumundan elde edilen yağ salata ve yemeklere katılır, ayrıca masaj yağı yapımında kullanılır. Bitkiye günebakan denmesinin sebebi, bitkinin kafasını güneşin yönüne doğru döndürmesidir. Helianthus sözcüğü, helios, yani güneş ve anthos, yani çiçek, yani güneşçiçeği anlamına gelir, annus kelimesi ise bir yıllık anlamına gelir.
Botanik: Bir yıllık bir bitki olan Ayçiçeği 1-3 metre boyunda dikine yükselen bir bitki olup nadiren çatallaşır. Yaprakları alttan üstte doğru yükseldikce büyür. Uzun bir sap üzerinde kalp veya üçgen şeklindeki yapraklar, koyu yeşil renkli kenarları kertiklidir ve ortada bir anadamar bulunur. Çiçekleri 10-40 cm genişliğinde tepsi şeklinde geniş bir kafa olup kenarların 1-3 sıra dizilmiş dil şeklinde 30-70 adet 5-10 cm uzunluğunda altın sarısı renkli ve ortada boru şeklinde çiçek yaprakları vardır. Burumsu çiçekler sarımsı esmer renkte ve de oldukça çoktur.
Yetiştirilmei: Ayçiçeğinin yetiştirilmesi oldukca kolay olup Nisanda ayçiçek tohumları (çekirdekleri) tarla veya bahçelere ekilir.
Hasat zamanı: Çiçekleri (taç yaprakları ) çiçek açmaya başladığı andan itibaren toplanır ve kurutulduktan sonra özel kaplarda muhafaza edilir. Ayçiçek çekirdeklerinin toplanması olğunlaşan kafalar Eylülden Ekime kadar toplanır döğülerek çekirdekleri çıkarılır ve kurutulur vede çekirdek kabuklarının soyulup tohumlarından yağ eldeetmek için fabrikalara gönderilir.
Araştırmalar: Ayçiçeğinin kökü ve yağı ile çeşitli araştırmalar yapılmıştır ve bu araştırmalardan bazıları:

1-) Çernobil'deki atom santralinde 1986 yılında meydana gelen kaza, Türkiye'den Almanya'ya kadar çok geniş bir alanda Uranyum zehirlenmesine sebep olmuştur. Bu zehirlenmenin ortaya çıkardığı radioaktif maddeleri, yan Stransiyum (Strantium) ve Sesyumu (Cassium) topraktan ve sudan arıtmak için Çernobil civarındaki göletlere Ayçiçeği ekilmiştir. Yapılan bu araştırmalarda daha önce 200 mikrogram/litre radioaktif madde içeren sularda bu oran 20 mikrogram/litre’ye düşmüştür. Böylece Ayçiçeği kökünün radioaktif maddeyi topladığı ve çevreyi arıttığı tesbitedilmiştir. (ZP.2.98.66 ve NH.4.97.198)
2-) Yağ tedavisi: Dr. F. Krah Ayçiçek yağından 2 kahve kaşığını ağza alarak 10 dakika gargarası yapılır ve buna günde 3-5 defa 4-6 hafta süreyle devam edilirse birçok hastalığa karşı iyi geleceği iddia etmiştir. Fakat bu iddiaların herhangi bir üniversite kliniğinde tedavi denemesi yapılmamıştır. Ben denediğimde yağın renginin değiştiğini gördüm. (NH.8.96.488)
Geniş bilgi için www.alternatif-tip.net'a bak


Güneş Tanrısı Helios Efsanesi

Antik Yunan'da her doğa olayı, hatta güneş ve ay da tanrılaştırılmıştı. Güneş tanrısının adı Helios'tu. Helios da, tıpkı diğer tanrılar gibi zaman zaman gök katından yeryüzüne iner, sevgili çiçeklerini yoklarmış. Bu yolculuklarından birinde güzel bir çoban kızına rastlamış. Kız, kırların ortasında bir taşa oturmuş , kendine çiçeklerden bir taç örüyormuş. Helios bir süre kendini göstermeden kızın hünerli ellerini seyredalmış. Kıza gelince, elindeki tacı bitirip tam kafasına yerleştirecekmiş ki yakışıklı bir delikanlı kılığına girmiş güneş tanrısının farkına varmış. O an birbirlerinden hoşlanmışlar. Birbirlerini görmeden gün geçirmez olmuşlar.
Bu buluşmalar gözü güneş tanrısında olan bulutlar tanrıçasının hiç hoşuna gitmiyormuş. Birkaç kez Helios'tan bu buluşmalara son vermesini rica etmiş ama faydasız. Bakmış iş çığrından çıkacak, etekleriyle dünyayı gözlerden gizlemiş, bulutlar yüzünden Helios dünya yüzüne inemez olmuş. Kısa zamanda çoban kızı da unutmuş gitmiş.
Çoban kıza gelince, günler günleri, aylar yılları kovalamış, kız o delikanlıyı bir türlü unutamamış.
Günlerden bir gün gene taşa oturmuş, gökyüzüne bakarken bulut tanrıçası yanında belirmiş. Tanrıça çok öfkeliymiş. 'Seni aptal ölümlü yaratık, sen kim oluyorsun da özlemle güneşe bakıp duruyorsun. Sen ona layık değilsin. O da zaten seni çoktan unuttu gitti' demiş. Bunu duyan kızın dünyası başına yıkılmış, üzüntüden kalbi çat demiş çatlamış. Ama ölürken bile gözlerini gökyüzünden alamamış. Tanrıların babası Zeus çoban kızın bu derin aşkından çok etkilenmiş. Bu yüzden kızı tıpkı güneşe benzeyen bir çiçeğe dönüştürmüş.
Çiçek bugün bile bakışlarını hiç güneşten ayıramaz. Kafasıyla onun hareketini izler durur.

10 Ağustos 2006

Kudret Narı _ Momordica charantia

Sarmaşık



Kudret Narına Mısır Çarşısının garipliklerinden biri olarak aşina idiysem de yakından tanıma şerefine burda kavuştum. Turuncu renkli dış yüzü pütür pütür, armut şeklinde bir şey. Elde tutması da hiç hoş değil. İçinde kıpkırmızı çekirdekleri var. Bizim nar dememiz belli ki bu çekirdekler yüzünden. Sarmaşık olduğu söylendiğinden elime geçen ilk çekirdekleri ağaç ve duvar diplerine ektim. Sanırım Haziran ya da Temmuz ayıydı. Bitkiyi ta meyve vermeye başladığında tanıdım. Domateslerinkine, daha doğrusu salatalıklarınkine benzeyen sarı gösterişsiz çiçekler, yapraklar asma gibi ama çok daha hafif. Çok güneş ve çok su seviyorlar. Zaten yalnızca bu temel şartların yerine geldiği yerlerde bitivermişlerdi. Meyveler önce yeşilken giderek turunculaşıyor, ardından sararıp patlıyorlar. Okuduğuma göre yemekler yeşilken toplanan meyvelerden yapılıyormuş. Yaprakların da faydalı olduğunu daha yeni öğrendim. Kudret narlarım bu sene de çıkarlarsa artık bol bol toplayıp kuruturum. Evet, geçen sene bana bir sürpriz yapıp kendiliklerinden çıkmışlardı. Bakalım, bu baharı heyecanla bekliyorum. Çıkmazlarsa meyvenin pazarda görünmesini beklemem gerekecek. Alıp içinden çıkan çekirdekleri hemek toprağa gömeceğim. Hepsi bu. Çekirgeleri ve salyangozları bile bitkiye pek yanaştırmayan bir koku salgıladıklarından olsa gerek (yoğun bir B Vitamini kokusu) hastalığa yakalanma riski yok gibi bir şey.
Ben genelde turuncuyken koparıp zeytinyağı dolu bir kavanoza bütün olarak atıyorum. İçenler de var ama ben yara ve egzamalarda kullanmayı tercih ediyorum. İstabullu bir hanım bana ailesinin evinde cam kenarında her zaman bir şişe kudret narı durduğunu anlattı, yaralar falan için.



Aile: Cucurbitaceae;

Eşanlamlı: Momordica chinensis, M. elegans, M. indica, M. operculata, M. sinensis, Sicyos fauriei
Diğer dillerde adları: bitter melon , papailla, melao de sao caetano, African cucumber,bitter
gourd, balsam apple, balsam pear, karela, k'u kua kurela, kor-kuey, ku gua, pava-aki,
sals
amino, sorci, sorossi, sorossie, sorossies, pare, peria laut, peria

Kudret Narı tropik iklim bölgelerinde, Amazon havzasında, Doğu Afrika'da, Asya, Karayip Adalarında doğal olarak bulunan, Güney Amerika ve Uzak Doğu da ise özellikle gıda ve ilaç olarak yetiştirilen bir bitkidir.
Tek yıllık, tırmanıcı, sarmaşık formunda bir bitki olan Kudret Narı, yaz aylarında çiçek açar.
Yaprakları, yelpaze şeklinde, loplu, kenarları dişlidir. Sarı renkli küçük çiçekleri, erkek veya dişi
olarak, ayrı saplar üzerindedir. Meyveleri önce yeşil, olgunlaşınca turuncu-kırmızı renkte, 10-20 cm uzunluğunda, geniş bir mekik seklinde olup üzerleri girintili çıkıntılı ve pürtüklüdür. Meyve olgunlaşınca, kabuğu 3 ayrı parça halinde, geriye bükülerek çok sayıda kırmızı-kahverengi veya beyaz renkli çekirdekleri ortaya çıkar. Tohumları (çekirdekleri) 7-10 mm boyunda, yassı ve pütürlüdür. Latince'de momordica ısırmak anlamına gelir, yapraklarının adeta yenik gibi durmasından dolayı bu isim verilmiştir. Bitkinin bütün kısımları ve öz suyu çok acıdır.
Kudret narının meyve ve yaprakları, mineral ve vitaminler, özellikle demir, kalsiyum, fosfor ve B vitaminleri bakımından zengindir. Ancak bu maddelerin ne kadarının hazırlanan sıvıya geçtiği
ve alınan gıda veya sıvıdan ne kadarının barsaklardan emildiği bilinmemektedir.
Özellikle Filipinler'de şifalı olduğuna inanılarak çok yetiştirilen bir bitkidir (Ampalaya). Acımsı
tadına karşın birçok Filipin yemeğinde kullanılmaktadır. Filipinler Sağlık Bakanlığı onaylı 'Kudret Narı Çözeltisi' şu şekilde hazırlanmalıdır:
1.Yaprakları yıkayıp bıçak ile ufak parçalar halinde doğrayınız.
2. İki bardak dolu su içine 6 tatlı kaşığı dolusu doğranmış yaprağı ilave ediniz.
3. Hazırlanan karışımı 15 dakika ağzı açık bir kapta kaynatınız.
4. Soğuttuktan sonra süzünüz.
5. Günde 3 defa, her seferinde 1 fincanın üçte biri kadar, hazırlanan ekstreden içiniz.

Bir diğer yönteme göre kudret narının sürgünleri kaynatılarak sabah akşam yarım fincan yenilir.

Amazon yerlileri, bahçelerinde kudret narını yiyecek ve ilaç olarak yetiştirmektedir. Bitkinin
yaprak ve meyvelerini pişirdikleri fasulye yemeğinin içine koymaktadır. Ateşi düşürmede,
yaralarda, barsak kurtlarında, böcek sokmalarında kullanılır.

Brezilya'da, Kudret Narı, tümörlerde, yaralarda, romatizmada, sıtmada, adet problemlerinde,
şeker hastalığında, kolikte, ateşli durumlarda ve barsak kurtlarına karşı kullanılmaktadır. Ayrıca çocuk düşürmek ve afrodizyak (cinsel iştahı arttırıcı), deri hastalıkları, ekzama, uyuzda da kullanılmaktadır.

Meksika'da bitkinin bütün kısımları şeker hastalığında, dizanteride kullanılmakta, köklerinin ise
afrodizyak olduğuna inanılmaktadır.

Peru'da bitkinin yaprakları ve bütün toprak üstü kısmı, kızamık, sıtma ve her türlü iltihabi olayda kullanılmaktadır.

Nikaragua'da yapraklar, mide ağrısı, ateşlenme durumunda, şeker hastalığında, soğuk algınlığı,
öksürük, baş ağrısı, sıtma, deri hastalıkları, adet bozukluklarında, ağrı, hipertansiyon iltihabi
olaylarda ve doğum sırasında yardımcı olmak üzere kullanılır.

Geleneksel Çin tıbbında bu sebze iştah açıcı, mide-barsak iltihaplarında ve meme kanserine
engel olmak için kullanılmaktadır.

Tokyo'da bu bitkiyi pazardan temin etmek mümkün olduğu gibi, birçok restoranda kudret narı ile yapılan yemekler bulunmaktadır.

Türkiye'den reçete: Mide ülserine karşı çok iyi ilaç olup şöyle hazırlanır: İki kudret narı doğranıp 1 kg zeytin yağına konur. Şişe güneşte bırakılır. Birkaç hafta sonra, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilip bir saat hareketsiz sırt üstü yatılır. Hazırlanan bu yağ, basur için de içilir, derideki yaralara da sürülür. Mide ve derideki yaraların bir an önce iyileşmesi için etkili bir bitkidir.

Özetlemek gerekirse:

Momordica charantia bitkisinin yaprak ve sarmaşık kısımları kullanılabilmekte ise de meyvesi
daha etkili ve sağlıklı olduğu için tercih edilmektedir.

Yaprak ve köklerinden hazırlanan çözeltiler, hemoroit şişliklerini indirmektedir. Yapraktan elde
edilen çözelti iyi bir öksürük kesici ve ateş düşürücüdür, aynı zamanda pürgatif (barsak boşaltıcı) ve antihelmintik (barsak kurtlarına karşı) etkiye sahiptir. Kadınlarda kısırlık tedavisinde ve karaciğer bozukluklarında iyileştirici olarak kullanılmaktadır. Kudret narı antimikrobial etki gösterdiğinden iltihaplı yaraların tedavisinde de yeri olduğuna inanılmaktadır. Son yayınlarda, substans Q içerdiğinden AİDS tedavisinde değerli olabileceği bildirilmiştir.

Yukarıda yazılı etkiler, henüz bilimsel çalışmalar ile tam olarak ispatlanamamıştır, ancak bunların aksi de gösterilememiştir. Yalnız Tip 2 diabetes mellitus (şeker) hastalığında, kudret narının şeker düşürücü etkisi olduğu gösterilmiştir. Bitki bünyesinde bulunan momordicin bitki insülini olarak da anılmaktadır. Bitkinin yaprak ve meyvesindeki acı tadı veren bu madde, Tip 2 diabetiklilerde, kan şeker seviyesini düşürmektedir. Bu bitkinin etkisi ile, pankreasta insülin salgılayan beta hücrelerin arttığı gösterilmiştir. Bu etki, gerek kaynatılmış yapraklarda, gerek sıvı çıkarılarak hazırlanan kapsül ve tabletlerde, gerek doğrudan hazırlanan kudret narı çaylarında gözlenmektedir. Bu nedenle farmakolojik yolla hazırlanan ilaçlara gereksinim olmadan, şeker hastaları kendi hazırladıkları çay veya yaprakları kullanabilirler.